05 Nisan

2012

FİİLLER (EYLEM) 

Varlıkların yaptığı işleri, oluşları, gerçekleştirdiği hareketleriveya içinde bulundukları durumları belirten sözcüklere FİİL ( eylem ) denir.
İş ve hareket fiilleri : (Kılış eylemleri) Bu eylemlerde yapılan iş ve hareket gözle görünür niteliktedir, belirgindir.Hareketten etkilenen bir nesne vardır.(dökmek, kırmak,boyamak, yazmak vb...)
Oluş fiilleri Varlıkların gözle görülemeyecek kadar yavaş gerçekleşen hareketlerini bildiren eylemlerdir.(büyümek, sararmak, uzamak, solmak vb..)
Durum fiilleri Bu eylemlerde hareket belirgin bir nesneyle ilgili değildir.Kişilerin durumlarını ifade eden eylemlerdir.Durum bildiren eylemler nesne almaz.(sevinmek, gülmek, bakmak, uzanmak vb..)

Fiiller anlamlı, ancak tek başına kullanılmayan unsurlardır.Yani eylemin olabilmesi için eylemi gerçekleştiren öznenin olması gerekir. Bunlar çekimli fiiller olarak adlandırılırlar.
* Fiillerde bildirilen iş ve hareket bir varlık tarafından yapılır.(Öğrenciler zil çalınca dışarı çıktılar.)
*Sadece özneyi ilgilendiren işler durum bildirir. ( Gece gündüz çalıştım. )
*Bir varlığın kendi isteği ve bilgisi dışında meydana gelmesi ve varlık kazanması ise oluştur. (Sonbaharda ağaçlar yapraklarını dökerler. )

FİİLLERİN ADI ( MASTAR )

Fiillerin kişi ve zaman bildirmeyen -mek, -mak ekiyle söylenen şekline “mastar” denir.Aynı kökten türemiş ve çekimleşmiş bütün sözcükler bir soydan sayılır.

göz taş bil
gözcü taşçı bilgi
gözlük taşlı bilgin
gözlükçü taşlık bilim
gözlükçülük taşlama
taşsız

Asıl temel kök olmakla birlikte fiiller, mastarlarıyla adlandırılır.Bir anlamda mastarlar fiillerin soyadıdır. Mesela“bilmek” mastarı “bil” köküne -mek eki getirilerek yapılmıştır.

- mek, -mak ekine mastar eki denir.Eylemler cümlede kullanıldığı zaman mastar ekini yerini kipler ve kişi ekleri alır.

ÖRNEK:

yaz - mak gez mek
fiil kökü mastar eki fiil kökü mastar eki

gez di ler
fiil kökü zaman eki çekim eki

Yapım eki alan fiiller gövde durumundadır.

ÖRNEK:

Oku – t – muş kat – ıl – dık
kök + yapım eki kök + yapım eki
gövde gövde

Fiil cümlede kişi (şahıs ), kip, zaman, sayı bakımından şekillenir.

FİİLLERDE ZAMAN

Fiillerde zaman, fiilin temel anlamıdır.Hareketin, işin, durumun hangi zaman içinde geçtiğini belirtir.

Fiillerde üç temel zaman vardır.
1. Geçmiş zaman
2. Şimdiki zaman
3. Gelecek zaman

Bir de tüm bu zamanları kapsayan “Geniş Zaman” vardır.

GEÇMİŞ ZAMAN: Fiilin bildirdiği iş önceden yapılmıştır. -di ve -miş ekleri ile yapılır.
Ses uyumuna (ünlü uyumu) göre, -di, -dı, -du, -dü, -ti, -tı, -tu, -tü
-miş, -mış, -muş, -müş haline gelir.

ÖRNEK:
O bugün çok fazla çalıştı. Bebek hemen uyumuş.

ŞİMDİKİ ZAMAN: Eylemin yapılması ile anlatımın aynı zamanda gerçekleştiği zamandır.Şimdiki zaman eki “-yor” dur. Bu ek ünlü uyumuna göre değişmez.

ÖRNEK:
Annem yemek hazırlıyor. Yine eski elbisesini giyiyor.

GELECEK ZAMAN: Henüz gerçekleşmemiş, sonra yapılacak eylemler için kullanılır.Gelecek zaman eki “-ecek” ( -acak )’tır. Görüldüğü gibi ünlü uyumuna göre değişir.

ÖRNEK:
Babam arabamızı yıkayacak. Misafirler çay içecek.

GENİŞ ZAMAN: Yukarıda verilen tüm zamanları kapsayan zamandır. ” -r “ eki ile yapılır. (a)r, (e)r şeklinde görülebilir.

ÖRNEK:
Sinan sabahları geç kalkar. Tatillerde tarihi yerleri gezer.
Arkadaşları gelince oyuncaklarını saklar.

FİİLLERDE KİŞİ (ŞAHIS ) 

Eylemin bildirdiği işi, oluşu kılan varlığa, fiilde kişi denir.Fiilerde kişiler canlı ya da cansız olabilir.Bu kişiler, fiilin çekiminde eklerle belirtilir.

ÖRNEK:

Kardeşim koşa koşa eve geldi. (Eylemi canlı gerçekleştiriyor.)
Tren yine geç geldi. ( Eylemi cansız gerçekleştiriyor.)

Fiillerde üç çeşit kişi vardır.
* 1. kişi yani sözü söyleyen
* 2. kişi yani kendisine söz söylenen
* 3. kişi yani kendisinden söz edilen

Bu kişileri tekil ve çoğul olarak altı biçimde sıralayabiliriz.

Tekil Kişiler Çoğul Kişiler
1. tekil kişi ( ben ) 1. çoğul kişi ( biz )
2. tekil kişi ( sen ) 2. çoğul kişi ( siz )
3. tekil kişi ( o ) 3. çoğul kişi ( onlar )

*Cümlelerde bazen işi yapanın kendisi kullanılır.Bazen de zamiri kullanılır.Kişi zamirlerinin yerlerini tutmak üzere fiillere kişi ekleri getirilir.Bu ekler ünlü uyumu kuralına uyarlar.

Kişi Ekleri:

zamir kişi eki 
1. tekil kişi (ben) -m, -im
2. tekil kişi (sen) -n, -sin
3. tekil kişi ( o ) -sin

1. çoğul kişi (biz) -k, -iz, lim
2. çoğul kişi (siz) -in, -niz, -iniz, -siniz
3. çoğul kişi (omlar) -ler, -sinler
NOT:Bazı fiillerde kişi eki olmayabilir.
Fiillerin 3. tekil kişileri ile emir kipinin 2. tekil kişisi kişi eki almaz.
ÖRNEK:
O gece gündüz üniversite sınavina hazırlanıyor.( kişi eki yok)3. tekil kişi
Hemen buraya gel. (kişi eki yok) emir kipi 2. tekil kişi

FİİLLERDE KİP

Fiilin zaman ve anlam özelliklerine göre türlü eklerle biçimlenmesi, şekil almasına KİP denir.
Fiil kipleri;
Bildirme ( haber ) kipleri Dilek ( istek ) kipleri 
- “-di” li geçmiş zaman kipi – Dilek şart kipi
- “-miş” li geçmiş zaman kipi – İstek kipi
- Şimdiki zaman kipi – Gereklilik kipi
- Gelecek zaman kipi – Emir kipi
- Geniş zaman kipi

HABER KİPLERİ:bir işin, bi hareketin ya da bir oluşun bir zaman içersinde olduğunu, olacağını haber veren kiplerdir.
-di”li Geçmiş Zaman(görülen geçmiş zaman) Kipi
Önceden yapılan bir eylemin veya meydana gelen bir oluşun görüldüğünü ya da kesin olarak bilindiğini anlatan fiil şeklidir.
Fiil çekimin yaparken önce fiil tabanı, sonra zaman eki, en son da kişi eki getirilir.

ÖRNEK:

yaz dı 
fiil kökü zaman eki kişi eki

yazdım yazdık
yazdın yazdınız
yazdı yazdılar

“-miş”li Geçmiş Zaman (duyulan geçmiş zaman) Kipi:Önceden yapılan bir eylemin, meydana gelen bir oluşun başkalarından öğrenildiğini ya da sonradan farkına varıldığını anlatan fiil şeklidir.

ÖRNEK:

yazmışım yazmışız
yazmışsın yazmışsınız
yazmış yazmışlar

UYARI:Duyulan geçmiş zaman eki “-miş, -mış” bazen zaman anlamı dışında da kullanılır.

Bana kitap almış. (zaman)
Gözlerin kankanmış. (görüp, fark etme anlamı)
Kitap okurken uyuyakalmışım. ( sonradan farkına varma anlamı)

Şimdiki Zaman Kipi:Eylemin yapılmaya başladığını veya bir oluşun olmaya başladığını ve de halen sürmekte olduğunu bildiren fiil şeklidir.

ÖRNEK:

yazıyorum yazıyoruz
yazıyorsun yazıyorsunuz
yazıyor yazıyorlar
NOT:
*Sesli harf ile biten fiillerin son hecelerindeki ” a, e ” sesleri, “-yor ” eki alırken “a” sesi “ı” ya, ”e” sesi “i” ye dönüşür.

bekle-yor değil bekliyor Başla-yor degil başlıyor

*Sonu ünsüz harfle biten fiiller “-yor” eki alırken, fiil kök ya da gövdesi ile “-yor” eki arasına -ı, -i, -u, -ü yardımcı ünlüsü girer.

ÖRNEK:

gel-i-yor kaç-ı-yor sor-u-yor yüz-ü-yor gibi

Gelecek Zaman Kipi:İşin, oluşun henüz yapılmaya başlanmadığını anlatır.

yazacağım yazacağız
yazacaksın yazacaksınız
yazacak yazacaklar

*Birinci tekil ve çoğul kişilerde -ecek, -acak eklerinde bulunan“k” sesi yumuşayarak “ğ” ye dönüşür.

yaz-acak(ğ)-ım bak-acak(ğ)-ız

*Sonu ünlü ile biten fiillerde -yor eki fiile eklendiğinde araya“y” yardımcı ünsüzü girer.

sula-y-acak bekle-y-ecek dinle-y-ecek gibi

Geniş Zaman Kipi:Bir eylemin ya da oluşun yukarda sayılan üç zamanda da yapıldığını veya yapılmadığını anlatır.

yazarım yazarız
yazarsın yazarsınız
yazar yazarlar

*Sonu ünlü harf ile biten fiiller “-r” geniş zaman ekini alırlar.Sonu ünsüz harf ile biten fiiller geniş zaman eki olarak “-ar”, “-er”, “-ir”, “-ır”, “-ur”, “-ür” eklerini alırlar.

gözle-r-im tara-r-sın (ünlü ile bitenlerde -r )

yap-ar-sın gül-er-ler gel-ir-iz çalış-ır-lar konuş-ur-sunuz gör-ür-sünüz(ünsüzle biten fiillerde eklerin durumu)

DİLEK ( İstek )KİPLERİ: İşe, harekete, oluşa gereklilik, şart, emir, istek gibi anlamlar katılmış olan fiil durumlarıdır.

Dilek Şart Kipi:Eylemin yapılmasının dileğini bildirir.Harekete, işe, oluşa yine kendi gösterdiği işi,hareketi şart koşar.Fillere“-se”, “-sa” eki eklenerek yapılır.

yazsam yazsak
yazsan yazsanız
yazsa yazsalar
Örnekte görüldüğü gibi eylem bir koşula bağlıdır.

Gereklilik Kipi:Bir işin. bir hareketin, bir oluşun olması gerekliliğini bildirir.Fiillere “-meli”, “-malı” eki getirilerek yapılır.

yazmalıyım yazmalıyız
yazmalısın yazmalısınız
yazmalı yazmalılar
Örnekte görüldüğü gibi işin meydana gelmesi gerekliliği bildiriliyor.

*Gereklilik kipi kimi kullanımlarda “olasılık” anlamı verir.

ÖRNEK:

Bu ödevi hafta sonuna yetiştirmeliyim. (gereklilik)
Bu saatte beni arayan Demet olmalı. (olasılık)
İstek Kipi:Eylemin yapılmasındaki isteği bildirir.Fiile “-e”, “-a”eki getirilerek yapılır.

yazayım yazalım
yazasın yazasınız
yaza yazalar

Emir Kipi:Hareketin, işin, oluşun yapılmasını emreden fiil şeklidir.Bu fiiller bazen yalvarma ve dilek anlamı taşıyabilir.Kip eki yoktur.
Kişi kendine emir veremeyeceğine göre birinci tekil ve birinci çoğul kişilere ait çekim ekleri de yoktur.

—- (1. tekil)(yok) —– (1. çoğul) (yok)
yaz yazın- yazınız
yazsın yazsınlar

FİİLLERDE KİP KAYMASI

Eylem kipleri her zaman kendi anlamında kullanılmaz.Bazen bir eylem kipi, kendi anlamının dışında kullanılabilir.Örneğin,şimdiki zaman eki gelecek zaman anlamı verecek şekilde kullanılbilir.Bu duruma anlam-zaman kayması diyoruz.

ÖRNEK:

“Yarın sınav yapacağız.” cümlesinde eylem gelecek zamanda yapılacak, gelecek zaman kipi kullanılmış; bu cümlede kip kayması yoktur.

“Yarın sınav yapıyoruz.” cümlesinde eylem şimdiki zaman kipiyle çekimlenmiş; ancak iş gelecek zamanda yapılacak.Bu cümlede kip kayması vardır.

“Haftaya sana haber veririm.” cümlesinde eylem geniş zaman kipinde kullanılmış; ancak iş gelecek zamanda yapılacak.Bu cümlede kip kayması vardır.

“Sabahları erken kalkıyorum.” cümlesinde geniş zaman anlamı olmasına rağmen, eylem şimdiki zamanla çekimlenmiştir.Kip kayması vardır.

“Hemen gidip, onu buraya getirmelisin.” cümlesinde emir anlamı vardır. Ancak eylem gereklilik kipiyle çekimlenmiştir.Kip kayması vardır.

FİİLLERİN OLUMLU OLUMSUZ VE SORU ŞEKİLLERİ

Bir işin, bir oluşun, bir hareketin meydana geldiğini bildiren fiillerolumlu fiillerdir.
Yarın erken kalkacağım.
Okullar bir hafta önce kapandı.
Çocuklar bahçede oyun oynuyorlar.

Fiillerin işin, oluşun, hareketin [color=red]yapılmadığı durumları bildiren hallerine olumsuz fiil denir.Fiillere “-me”, “-ma” eki getirilerek yapılır.
Ali dün okula gelmemiş.
Vazoyu ben kırmadım.

*Geniş zaman olumsuzu, birinci tekil ve çoğul kişilerde, fiile kişi eklerinden önce -me, -madiğer kişilerde ise -mez, -maz eki getirilerek yapılır.

yazmam yazmayız
yazmazsın yazmazsınız
yazmaz yazmazlar

*Şimdiki zamanın olumsuzunu yaparken -me, -ma eki-mi, -mı şekline dönüşür.

koş-ma-yor değil koşmuyor gel-me-yor değil gelmiyor gibi

Eylemin yapılıp yapılmadığını, oluşun olup olmadığını sormaya yarayan fiile soru fiili denir.
Lütfen beni dinler misin?
Giysilerinizi yikayacak mısınız?
Bu gece sinemaya gider miyiz?

Bazı soru fiilleri soru sormak için değil de, anlama canlılık katmak, düşünceye güç kazandırmak için kullanılır.
Büyüklere saygısız davranılır mı? Annemizi üzmek olur mu? gibi.

*Kimi zaman da bir emrin yerine getirilmesi için buyurma biçiminde değil de ricaymış gibi kullanılır.
Şu kapıyı hemen kapatır mısın? Topu bana atar mısınız?

NOT: Soru eki olan “-mi” her zaman kelimeden ayrı yazılır.-mi’nin yanına gelen diğer ekler bitişik yazılır
Maça gidecek mi? Maça gidecek misiniz?

FİİLLERDE ÇATI

Fiillerin öznelerine ve nesnelerine göre ifade ettikleri değişik özelliklere çatı denir.Çatı , bir fiilin özneyi biçimlendirme durumuna göre etken, edilgen, işteş, dönüşlü, Bir nesneyi gerektirmesi durumuna göre de geçişli ve geçişsiz olarak adlandırılır.

ÖZNELERİNE GÖRE FİİL ÇATILARI

Etken Fiiller:Cümlede gerçek özne ile kullanılmaları gereken fiilerdir..Türkçe’de tüm fiiller etken çatılıdır.

Bütün koşucular çıkış için hazırlandı.
gerçek özne grubu yüklem

Ayşeler bu akşam size gelecek mi?
gerçek özne yüklem

Edilgen Fiiller:Cümlede öznesi bulunmayan ya da bilinmeyen, sözde öznesi olan fillerdir.Sözde özne işten, hareketten etkilenir.Türkçe’de kök halinde edilgen çatılı fiil yoktur.
ÖRNEK:
“Sevil kitabı okudu.” cümlesinde özne belli iken, “Kitap okundu.” cümlesinde kitabı okuyan belli değildir.Eylemden etkilenen bir özne vardır. Fiil edilgen çatılıdır.

etken fiiller edilgen fiiller

silmek silinmek
saymak sayılmak
atmak atılmak
okumak okunmak
bilmek bilinmek vb.

NOT:Cümlenin öğelerini bulurken önce yüklembulunur.Yükleme “kim?”, “ne?” sorular sorulur.Çatıların tespitinde bu sira çok önemlidir.Özneyi bulmadan, nesneyi bulma sorusu olan “ne” sorusunu yükleme sorarsak, özne görevi nesneye yüklenmiş olur. Bu da bizi çatı bulmada yanlışa götürür.

Dönüşlü Fiiller:Öznenin hem işi hem de yaptığı işten etkilendiğini belirten fiillerdir.

Arkadaşlarım bu mahalleden taşındılar.

Yukardaki cümlede hem “taşınanlar” hem de “taşınma” işinden etkilenenler “arkadaşlarım” öznesidir.

Cem sokağa çıkmak için alelacele giyinmişti.

Hem “giyinen” hem de “giyinme” işinden etkilenen “Cem” dir.

İşteş Fiiller:Aynı işin birden fazla varlık ya da kişi tarafındankarşılıklı veya birlikte yapıldığını ifade eden fiillerdir.(-iş eki ile yapılır.)

Aile bireyleri özlemle kucaklaştı.
Koyunla kuzu uzun uzun koklaştı.
Aşıklar bakışıyor.

NESNELERİNE GÖRE FİİL ÇATILARI

Cümlede geçen fiillerin bazıları nesne alırken, bazıları nesnealmaz.Buna göre de fiiller geşişli fiil ve geçişsiz fiil olarak isimlendirilir.

Geçişli Fiiller:Nesne alan fiillerdir.

ÖRNEK:

Burcu keman çalıyor.
nesne geçişli fiil 

Annem elinden tabağı düşürdü.
nesne geçişli fiil

Geçişsiz Fiiller:Nesne almayan fiillerir. Fiilin belirttiği etkilenen bir varlik yoktur.

ÖRNEK:

Hasta yatıyordum. Burada misafir kabul edilmez.
geçişsiz fiil özne geçişsiz fiil

Fiillere “neyi?”, “kim?”, “ne” soruları sorulduğunda fiilin belirttiği eylemden etkilenen bir varlık(nesne) olmadığı görülür.

YARDIMCI FİİLLER

Bazı fiiller tek başına anlam taşımazlar.Bu tür fiiller yanına sözcükler alarak yardımcı fiil konumuna girerler.İsim ve isim soylu sözcüklerle birleşik fiil oluşturan fiiller dört tanedir.“etmek”, “eylemek”, “olmak” ve ” kılmak”. 

Etmek Fiili: İsim ve isim soylu sözcük olarak birleşir.
rica etmek, yardım etmek, tahammül etmek, ihmal etmek, vaat etmek, haram etmek, gayret etmek, hissetmek, zannetmek gibi…

Etmek fiili birleşirken, ad ve ad soylu sözcüklerde ses değişmesi oluyorsa bitişik(hissetmek, neşretmek,seyretmek,zannetmekvb.), ses değişmesi olmuyorsa (laf etmek, yardım etmek, rica etmek vb.)ayrı yazılır.

Eylemek Fiili: Bu yardımcı fiil çok az kullanılır. “eylemek” yerine “etmek” fiili daha çok kullanılır.

Seyr eylemek yerine seyretmekkabul eylemek yerinekabul etmek gibi…

Olmak Fiili:Bu yardımcı fiil de isim ya da isim soylu bir sözcük alarak birleşir.Birleşirken ses değişimi oluyorsa bitişik, ses değişmesi olmuyorsa ayrı yazılır.

kahrolmak sebep olmak
mahvolmak yardımcı olmak
hapsolmak hasta olmak
sakin olmak
mutlu olmak

Kılmak Fiili:“kılmak” yardımcı fiili de günümüzde çok kullanılmaz. Onun yerine “etmek” fiili kullanılır.

mutlu kılmak yerine mutlu etmek takdim kılmak yerinetakdim etmek gibi…

EK FİİLLER

Yüklemi isim soyundan bir sözcük olan cümlelere isim cümlesi denir.Ancak, isim soylu sözcüklerin cümlede yüklem olabilmesi için ek fiil olması gerekir.

İsim soylu sözcüklere gelerek onları anlamca bir oluş ifade eder duruma getiren ve bir fiil gibi yüklem olarak kullanılmasını sağlayan ek halindeki bu unsurlara ek fiil denir.

*Ek fiilin mastarı i-(mek) tir.
*Ek fiilin kökü “i” dir.

Ek fiil şu biçimlerde çekimlenir.
1. Görülen geçmiş zaman
2. Duyulan geçmiş zaman
3. Geniş zaman
4. Şart kipinde

1.Görülen Geçmiş Zaman:Varlığın geçmiş zamandaki durumunu kesin olarak bildirir.”imek” mastarının köküne -di eki getirilerek yapılır.

ÖRNEK:

Dünden beri çok yorgundum.
Hepimiz oldukça komiktik.
O bir gök gürültüsüydü.

Ek eylemin görülen geçmiş zamana göre(hikaye) çekimi:

başarılı-y-dım (idim) başarılı-y-dık
başarılı-y-dın başarılı-y-dınız
başarılı-y-dı başarılı-y-dılar

2. Duyulan Geçmiş Zaman:Geçmis zamandan, şimdiki zamana kadar süregelen bir durumu bir başkasından işitmiş ya da sonradan sezmiş gibi bildirir. “imek” mastarının köküne -miş eki getirilerek yapılır. “imiş” ek fiili sözcüğe bitişik yazılır.

ÖRNEK:

Bu ev güzelmiş.
Şu sarışın çocuk çok çalışkanmış.
Yemek epeyce sıcakmış.

Ek eylemin duyulan geçmiş zamana göre(rivayet) çekimi:

başarılı-y-mışım (imişim) başarılı-y-mışız
başarılı-y-mışsın başarılı-y-mışsınız
başarılı-y-mış başarılı-y-mışlar

3. Geniş Zaman:Varlığın ne durumda olduğunu bildirir, sözü bir yargıya bağlar.

ÖRNEK:

Dünyada en güzel şey sevgidir.
Yüreğim Atatürk sevgisi ile doludur.
Çok ama çok öfkeliyim.

Ek eylemin geniş/ şimdiki zaman çekimi:

öğrenci-y-im öğrenci-y-iz
öğrenci-sin öğrenci-siniz
öğrenci-dir öğrenci-dir-ler

* ”-dir” eki -miş’li geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve gereklilik kipi 3. tekil ve çoğul kişilere eklendiğindeihtimal ya da kesin yargı belirtir.

Dahili ve harici düşmanların olacaktır.( kesin yargı)
O şimdi beni bekliyordur. ( ihtimal )

4. Şart Kipi:Başka bir eylemin oluşabilmesi için kendi eylemini ya da durumunu şart gösterir.Mastar köküne “-se” eki getirilerek yapılır.

ÖRNEK:

Balıklar bayatsa almayın.
Adam yaşlıysa hızlı yürüyemez.
Bugün yorgunsan sinemaya gitmeyelim.

Ek eylemin dilek-şart çekimi:

başarılı-y-sam ( isem) başarılı-y-sak
başarılı-y-san başarılı-y-sanız
başarılı-y-sa başarılı-y-salar

Ek Fiilin (eylemin ) Olumsuzu:

*Ek eylemin olumsuzu “değil” sözcüğü ile yapılır.

ÖRNEK:
O, çalışkan bir adam değildir.
Görevliyseniz yardımcı olun, görevli değilseniz karışmayın.

*“var” sözcüğünün yüklem olduğu cümlelerde olumsuzluk“yok” sözcüğü ile sağlanır.

ÖRNEK:
Onun arabası var(dır). Onun arabası yok(tur).

Ek fiilin soru şekli” mi, mı “ soru eki ile yapılır.Ek fiil soru ekinden sonra gelir ve ona bitişik yazılır.

ÖRNEK:

Başarılıymış. / Başarılı mıymış? (soru anlamı)
Tembeldi. / Tembel miydi? (soru anlamı)
Okan bugün okulda mıydı? (olumlu soru)
Okan bugün okulda değil miydi? (olumsuz soru)

BİRLEŞİK ZAMANLI FİİLLER (EYLEMLER)

Ek fiilin ad soylu sözcükleri yüklem yapmasının yanında, ikinci bir görevi daha vardır.

Tek kip eki alan (basit zamanlı) eylemlere, ek fiilin -idi(hikaye), -imiş (rivayet), -ise (şart) biçimleri eklenerek birleşik zamanlı eylemler (fiiller) oluşturulur.

“Birleşik zamanlı” eylemleri birden çok zaman ya da kip eki almış eylemler diye tanımlayabiliriz.

oku-muş….> tek zaman eki almış oku- muş - tu(idi)…..> iki zaman eki almış
basit zamanlı eylem kök duyulan ek fiil geçmiş
zaman birleşik zamanlı eylem

Birleşik zamanlı eylemler hikaye, rivayet ve şart olmak üzere üç bölümde incelenir.

1. Hikaye (öyküleme) Birleşik Zaman:Tek zaman eki almış eylemlere ek fiilin hikaye “-idi” şekli getirilerek hikaye birleşik zaman oluşturulur.

gel-miş-ti-m (duyulan geçmis zamanın hikayesi)
gel-di-y-di-m (görülen geçmiş zamanın hikayesi)
gel-i-yor-du-m (şimdiki zamanın hikayesi )
gel-ir-di-m (geniş zamanın hikayesi )
gel-ecek-ti-m (geniş zamanın hikayesi )
gel-meli-y-di-m (gereklilik kipinin hikayesi)
gel-se-y-di-m (dilek-şart kipinin hikayesi)
gel-e-y-di-m (istek kipinin hikayesi)

2. Rivayet Birleşik Zaman:Basit zamanlı fiillere ek fiilin rivayet “-imiş” şekli eklenerek oluşturulur.

gel-miş-miş-im (duyulan geçmiş zamanın rivayeti)
gel-di-y-miş-im (kullanılmaz)
gel-i-yor-muş-um (şimdiki zamanın rivayeti)
gel-ir-miş-im (geniş zamanın rivayeti)
gel-ecek-miş-im (gelecek zamanın rivayeti)
gel-meli-y-miş-im (gereklilik kipinin rivayeti)
gel-se-y-miş-im (dilek-şart kipinin rivayeti)
gel-e-y-miş-im (istek kipinin rivayeti)

3. Şart Birleşik Zaman:Basit zamanlı fiillere ek fiilin şart “-se”biçimi getirilerek, şart birleşik çekim oluşturulur.

gel-miş-se-m (duyulan geçmiş zamanın şartı)
gel-di-y-se-m (görülen geçmiş zamanın şartı)
gel-i-yor-sa-m (şimdiki zamanın şartı)
gel-ir-se-m (geniş zamanın şartı)
gel-ecek-se-m (gelecek zamanın şartı)
UYARI: Dilek kiplerinin şart birleşik zamanı kullanılmaz.

Kimi fiillerin ikiden çok kip eki aldıkları görülebilir.Bu üç kipli eylemlere “katmerli birleşik zamanlı” eylemler denir.

sev-i-yor-du-y-sa, gel-ecek-miş-se gibi…

FİİLİMSİLER

Fiilimsiler (eylemsiler), eylemden türeyen ancak bir eylem gibikip, kişi ekleriyle çekimlenemeyencümlede ad, sıfat, zarf görevinde kullanılan sözcüklerdir.
ÖRNEK:
“Okumaya zaman ayırmalıyız.” cümlesinde “okumaya” sözcüğü fiilimsi(eylemsi)dir, ad görevinde kullanılmıştır. “Okumaya” kelimesi “oku-(mak)” eyleminin adıdır.

“Akacak kan damarda durmaz.” cümlesinde “akacak” kelimesi eylemsidir.”kan” adını niteleyerek sıfat görevinde kullanılmıştır.

“Damlaya damlaya göl olur.” cümlesinde “damlaya damlaya” ikilemesi fiilimsidir ve zarf görevinde kullanılmıştır.

Fiilimsiler üç çeşittir:
1. Ad – eylem (isim – fiil)
2. Sıfat – eylem (sıfat – fiil)
3. Bağ – eylem (bağ – fiil)

İSİM – FİİL: Fiil kök ve gövdelerinden “-ış, -iş, -ma, -me, -mak, -mek” ekleriyle türetilen, fiillerin ad şeklini oluşturulan fiillerdir.İsim fiiller ad çekim eklerini alır.İsimler gibi cümledetamlama kurabilirancak bir fiil gibi çekimlenemez.

ÖRNEK

Arkadaşımın şiir okuyuşu çok güzeldi.
Gülmek ömrü uzatır.

Fiillerin de nesneler gibi isimleri vardır. Örneğin “okumak” fiilinin ismi(adı) “okuyuş”, “okuma”, “okumak” fiilimsileri olur.
UYARI:İsim fiil eki olan “-me, -ma” ile olumsuzluk ekini karıştırmamak gerekir.

ÖRNEK:

Sana koşma demiştim. (olumsuzluk eki)
Sabahları koşmayı ihmal etme. (isim-fiil)

Bazen isim – fiil eki olan “-me, -ma” ile olumsuzluk eki bir arada kullanılabilir.

ÖRNEK:

Söylediklerimi yapmamana çok üzüldüm.
Cümlede -ma olumsuzluk eki, -ma isim – fiildir.Aslen olumsuzluk eki isim fiillerden önce kullanılır.

UYARI:Fiilimsi türeten ekler, fiil anlamını tamamen kaybetmiş, kalıc ad olmuş kelimeler de türetebilir.Bu durumda o kelimelr fiilimsi(eylemsi) değildir.

ÖRNEK:

Bu çakmak iyi yanmıyor. (çakmak nesne adı)
Burda duvara çivi çakmak yasakmış. (çakmak, fiilimsi (isim – fiil)

2. SIFAT – FİİL: Fiil kök ve gövdelerinden “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş” ekleriyle türetilen fiillerdir.Cümlede sıfat görevinde kullanılırlar.

İşleyen demir pas tutmaz. (-en)
Akacak kan damarda durmaz.(-acak)
Koşar adım eve gitti. (-ar)
Görünmez bir kaza bu.(-mez)
Geçmiş günler bir daha geri gelir mi sandın? (-miş)

Yukarıda kırmızı renkle yazılmış kelimeler sifat – fiildir.Bu kelimeler fiil kökenlidirancak aldıkları eklerle önlerindeki kelimeleri niteleyerek sıfat görevinde kullanılmışlardır.

UYARI:
1. Sıfat-fiiller diğer sıfatlar gibi çekim eki aldıklarında, ya da önlerindeki ad düştüğünde isimleşir.

Hastalanan öğrenciler doktora gittiler.( sıfat – fiil )
Hastalananlar doktora gittiler. ( sıfat-fiil adlaşmış)

2.İsim – fiillerde olduğu gibi, sıfat – fiiller eklerini alan kimi kelimeler de fiilimsi olmaktan çıkarak kalıcı isim olurlar.

Yiyecekleri nereye koydunuz?
Evde hiç yakacak kalmamış.

Yukarıdaki cümlelerde kırmızı yazılmış kelimeler sıfat-fiil ekleri almış olmalarına rağmen, kalıcı isim şeklinde kullanılmışlardır.

3. Sıfat-fiil ekleri, eylemlere zaman anlamı katan kip ekleri ile karıştırılmamalıdır.

Güzel günler elbette gelecek. ( kip eki )
Gelecek hafta okullar kapanıyor.( sıfat-fiil)

BAĞ – FİİL ( zarf-eylem):Fiil kök ya da gövdelerinden “-ip, -erek, -ince, -dikçe, -diğinden,-ken, -eli, -a….a, -r …mez, meden…” ekleriyle türetilen fiilimsilerdir.

Bağ-fiiller cümlede çoğunlukla zaman ve durum zarfı görevinde kullanılırlar.

- Eve gidip onu almalısın. ( -ip)
- Okula yürüyerek gidiyorum. (-erek)
Baka baka yoruldum. (-a … a)
- Sen gülünce nasıl mutluyum bilemezsin. (-ince)
- Tren gelir gelmez sana haber veririm. (-r ….mez)
- Konuyu anlamadan, hakkında karar verme. (-meden)
Okurken rahatsız edilmekten hoşlanmam. (-ken)

Yukarıda kırmızı renkle yazılmış kelimeler zarf görevinde kullanılmış bağ-fiillerdir.

UYARI:Fiilimsiler cümlede asıl yargının(temel yüklem) anlamını tamamlayıcı yan yargılar (yan cümlecikler) oluşturur.Fiilimsilerin ,içinde bulunduğu her öğe bir yan cümleciktir.

ÖRNEK:

isim-fiil 
Onun şiir okuyuşuna hayranım.
yan cümlecik temel cümle
dolaylı tümleç yüklem

isim-fiil 
Açık havada gezmek sinirleri yatıştırır.
yan cümlecik temel cümle
özne yüklem

bağ-fiil
gelince olanları anlatırız.
yan cümlecik temel cümle
zarf tümleci yüklem 

02 Nisan

2012

ZAMİR ( ADIL )

Zamirler. isim olmadıkları halde isim yerine kullanılan, isim görevi gören kelime ve eklerdir. Kelime halindeki zamirler ve ek halindeki zamirler olarak ikiye ayrılır.

Kelime halindeki zamirler Ek halindeki zamirler

1. Şahıs ( kişi ) zamirleri 1. İlgi zamiri -ki
2. İşaret zamirleri 2. İyelik zamirleri
3. Soru zamirleri
4. Belgisiz ( belirsiz ) zamirler

KELİME HALİNDEKİ ZAMİRLER

ŞAHIS ( kişi ) ZAMİRLERİ: 
Ben, sen, o, biz, siz, onlar kişi adı yerine kullanılan zamirlerdir.
Ben, sen, o tekil isim yerine kullanılan kişi zamirleri,  biz, siz, onlar da çoğul isimlerin yerine kullanılan kişi zamirleridir.

“ben” ve “sen” zamirleri, ismin “-e” hal ekini alınca, ses değişimine uğrar, “bana” ve “sana” şeklini alır.

“O” ve “onlar” zamirleri insan isminin yerine kullanıldığı kesinlikle belliyse “şahıs zamiri” sayılır.Aksi halde işaret zamiri sayılır.
ÖRNEK:
Onlar her hafta sonu pikniğe giderler. (Cümledeki “onlar” kişi zamiri)
Onları şuraya bırakıver. (Cümledeki “onlar” işaret zamiri)

Bütün yaramazlıkları o yaptı. ( “O” kişi zamiri )
O, gece boyu durmadan havladı. ( “O” işaret zamiri )

-”Kendi” kelimesi şahıs zamiridir( Diğer adı dönüşlülük zamiridir.).Şahıs ekleri alarak, bütün kişilerin yerine kullanılır.( Kendim, kendin, kendisi, kendimiz, kendiniz, kendileri )
ÖRNEK:
Bu resimleri kendim yaptım.
Konuyu kendisi anlatacakmış.
Çoğu zaman kendimizi yeterince ifade edemeyiz.

*Kişi zamirleri diğer zamirler gibi isim çekim ekleri alarak çekimlenir.

ismin -i hali ismin -e hali ismin -de hali ismin -den hali
ben beni bana bende benden
sen seni sana sende senden
o onu ona onda ondan
biz bizi bize bizde bizden
siz sizi size sizde sizden
onlar onları onlara onlarda onlardan

*Kişi zamirleri çeşitli nedenlerle birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

ÖRNEK:
Öğretmenim siz bize bu konuda detaylı bilgi vermiştiniz. (saygı )
II. tekil kişi yerine, II. çoğul kişi kullanılmış.

Bizim de bir hatamız olduysa affola. (alçak gönüllülük )
I. tekil kişi yerine, I. çoğul kişi kullanılmış.

*Dönüşlülük zamiri ( kendi ) diğer kişi zamirleriyle birlikte pekiştirme amacıyla da kullanılır.

Bu senin kendi düşüncen.

Dönüşlülük zamiri insan dışındaki canlı ve cansız varlıkların yerine de kullanılabilir.

Kış yine olanca soğukluğu ile kendini hissettiriyor.

İŞARET ZAMİRLERİ:
Bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, öndeki, gerideki, sağdaki, soldaki, öteki, beriki vb.
İşaret zamirleri bir ismin yerine kullanılınca zamir, bir ismin önünde olup, bir ismi belirtince sıfat ( ön ad ) olurlar.
ÖRNEK:
Şuna bakın, ne kadar şirin. (Cümledeki “şu” zamir.)
Şu çocuğa bakın, ne kadar şirin. (Cümledeki “şu”, çocuk kelimesinin önünde sıfat görevinde. )

SORU ZAMİRLERİ:
Hangisi, kim, kaçı, kaça, neyi, neleri, vb.
Soru zamirleri bir ismin yerine kullanılınca zamir, bir ismin önünde olup, bir ismi belirtince sıfat ( ön ad ) olurlar.
ÖRNEK:
Hangini beğendin? (Cümledeki “hangi” zamir.)
Hangi kazağı beğendin? (Cümledeki “hangi”kelimesi kazak kelimesinin önünde sıfat görevinde.)
Bunu kaça aldın? (Cümledeki “kaça” zamir.)
Bunu kaç liraya aldın? (Cümledeki “kaç”, lira kelimesinin önünde sıfat görevinde.)

BELGİSİZ (belirsiz) ZAMİRLER:
Biri, birisi, bazı, bazısı, birkaçı, hiçbiri, birçoğu, birazı vb.
Belgisiz zamirler bir ismin yerine kullanılınca zamir, bir ismin önünde olup, bir ismi belirtince sıfat ( ön ad ) olurlar.
ÖRNEK:
Birkaçını çözemedim.( Cümledeki “birkaç”zamir.)
Birkaç soruyu çözemedim. ( Cümledeki “birkaç”kelimesi, soru kelimesinin önünde sıfat görevinde. )

EK HALİNDEKİ ZAMİRLER

İLGİ ZAMİRİ -ki :
Benimki, seninki, onunki, bizimki, sizinki, onlarınki, evimizinki, arabanınki, çiçeğinki, kapınınki vb.

-İlgi zamiri -ki bir ektir.
-Eklendiği isimle ilgisi olan başka bir ismin yerini tutar.
-Kelimeye bitişik yazılır.
-Büyük ünlü uyumu kuralına uymaz.Her zaman “-ki” olarak yazılır.
ÖRNEK:
Onlarınki daha güzelmiş.
Benimki daha güzel.

EK BİLGİ
Türkçe’de üç çeşit -ki vardır.Birisi burada sözü edilen ve ilgi zamiri olan -ki dir.İkincisi sıfat yapan -ki dir.Üçüncüsü de bağlaç olan “ki” dir ve bu “ki” bir kelimedir.

Ablanın şemsiyesini bulamadıysan, anneninkini alıver. ( ilgi zamiri )
Yerdeki kalemleri çabucak topla. (sıfat görevindeki -ki )
O kadar yorgundu ki erkenden uyudu. (bağlaç )
Öylesine ağlamaklı bir sesle konustu ki... (bağlaç)

Bağlaç olan “ki” her zaman kelimeden ayrı yazılır.
Sıfat olan “-ki” yi tanıyabilmek için eklendiği kelimenin sıfat görevinde olup olmadığına bakarız.

İYELİK (sahiplik)ZAMİRLERİ:
Evimiz, annem, kerdeşiniz, yurdumuz, öğretmenim, sınıfın, ödevi, ceketvb.
İsme ulanarak(eklenerek), o varlığın veya kavramın kime ait olduğunu belirten eklerdir.
-Bu ekler büyük ünlü uyumu kuralına uyar.

DİKKAT!
3. tekil iyelik zamiri eki olan “-i” ile, ismin “-i” hal ekini karıştırmamak gerekir.Yazılışları birbirine çok benzediği için anlamı ile ayırt etmek gerekir.

ÖRNEK:
Kitabı okudum. ( ismin -i hali )
Kitabı kaybolmuş. (onun kitabı anlamı taşıdığı için burada -i eki iyelik ekidir. )

Evleri gördüm. ( ismin -i hali )
Evleri yeni boyanmış. ( onların evleri anlamını taşıdığı için burada -i eki iyelik ekidir. )

ZAMİRLERİN GÖREVLERİ

Zamirler, isimlerin üstlendiği bütün görevleri üstlenirler.Özne, yüklem, nesne, tümleç olurlar.

ÖRNEK:

Sen bütün yaptıklarından sorumlusun.
özne

Bu oyunda sizi çok beğendim.
nesne

Ümit, kitaplarım sende dursun.
dolaylı tümleç

YAPILARINA GÖRE ZAMİRLER

Yapılarına göre zamirler üç çeşittir.Ek halindeki zamirler üstte incelendi. Diğer ikisi ise basit ve birleşik zamirlerdir. Türemiş zamir yoktur.

Basit Zamirler: ben, sen, o, bu, şu, kim …
Birleşik Zamirler: bir takımı, bir kaçı, herhangi biri…
Ek Halindeki Zamirler:
-İlgi Zamiri (-ki): bizimki, sizinki, onunki, yurdumunki…
-İyelik Zamiri: (-im, -in, -imiz, iniz) okulumuz, eviniz, elbisem, kitabın…

Ses Bilgisi

02 Nisan

2012

SES BİLGİSİ

Ses bir dilin en küçük birimidir.Her ses bir şekille gösterilir.Seslerin yazıdaki işaretlerine harf denir.Dildeki harflerin hepsinin sıra ile gösterilmesine de alfabe denir.

Bizim kullandıpımız alfabe Latin kökenlidir.Türk alfabesi’dir.Türk alfabesinde 29 harf vardır.Bu harfler ünlü(sesli) harfler veünsüz(sessiz harfler olarak ikiye ayrılır.
ÜNLÜLER ve ÖZELLİKLERİ

Ses yolunda hiçbir engele uğramadan çıkan seslere ünlü(sesli) denir.Türkçe’deki ünlü harf sayısı 8′dir.

a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Dilin Durumuna göre Ünlüler:Dilin ağızda geriye doğru çekilmesiyle kalın, ileri iterek dişlere değdirililmesi ile inceünlüler çıkar.

Kalın ünlüler …..> a, ı, o, u İnce Ünlüler …..> e, i, ö, ü

Çenenin Durumuna Göre Ünlüler:Alt çenenin çok açılmasıylageniş, az açılmasıyla ünlüler çıkar.

Geniş ünlüler …..> a, e, o, ö Dar Ünlüler …..> i, ı, u, ü

Dudakların Durumuna Göre Ünlüler:Dudakların düz bir şekil almasıyla düz ünlüler, yuvarlak olmasıyla da yuvarlak ünlüler çıkar.

Düz Ünlüler: …..> a, e, ı, i Yuvarlak Ünlüler …..> o, ö, u, ü

Buna göre; a …> kalın, düz, geniş o …> kalın, yuvarlak, geniş
e …> ince, düz, geniş ö …> ince, yuvarlak, geniş
ı …> kalın, düz, dar u …> kalın, yuvarlak, dar
i …> ince, düz, dar ü …> ince, yuvarlak, dar

ÜNSÜZLER ve ÖZELLİKLERİ

Dilimizde 21 tane ünsüz(sessiz) harf bulunur. b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z.

Ünsüzler;
Çıkış yerlerine,
Sürekli süreksiz söylenmelerine
- Yumuşak ve sert oluşlarına göre üçe ayrılır.

Çıkış Yerlerine(boğumlanma yerlerine) Göre Ünsüzler:
Dudak Ünsüzleri: b, m, p
Diş Ünsüzleri: c, ç, d, ğ, l, n, r, s, ş, t, z
Diş – dudak Ünsüzleri: v, f
Damak Ünsüzleri: g, k, y
Gırtlak Ünsüzleri: ğ, h

Sürekli Söylenip Söylenmemelerine Göre Ünsüzler:Ağızdan çıktıktan sonra sesi bir süre daha devam eden, hemen kesilmeyen ünsüzlerdir.Bir sesin sürekli olup olmadığını, başına bir ünlü getirerek anlayabiliriz. ( Offfff, ayyyy, derken “f” ve”y” sesleri uzarken, ab, ac dediğimizde “b” ve “c” sesleri uzamaz.)

Sürekli Ünsüzler: f, ğ, h, j, l, m, n, r, s, ş, v, y, z
Süreksiz Ünsüzler: b, c, ç, d, g, k, p, t

Ses Kirişlerinde Perdelenirken Aldıkları Duruma Göre Ünsüzler:Ünsüzler, ses tellerinde perdelenirken yumuşak ve sert olarak çıkar.
Ses yolunda bir engele uğrayarak çıkan, söylenirken daha çok nefes ihtiyaç duyulan ünsüzlere sert ünsüzlerdenir.
Ses yolunda bir engele uğramadan çıkan, söylenirken fazla nefese ihtiyaç duyulmayan ünsüzlere de yumuşak ünsüzler denir.

Sert Ünsüzler: ç, f, h, k, p, s, ş, t
Yumuşak Ünsüzler: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z

Dilimizde ünlülerin ve ünsüzlerin özelliklerine göre oluşmuş ses olayları ve ses uyumları vardır.

ÜNLÜ UYUMLARI

Büyük Ünlü Uyumu (kalınlık-incelik uyumu):Türkçe bir sözcükte ilk hecedeki ünlü kalın ise diğer hecelerdeki ünlüler de kalın, ilk hecedeki ünlü ince ise diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur.Buna büyük ünlü uyumu denir.

sa – bah – la – rı ge – liş – miş – lik K: kalın İ: ince
K. K. K. K. İ. İ. İ. İ.

*Türkçe sözcüklee getirilen yapım ve çekim eklerinin içindeki ünlüler bu kurala uyar.Fakat bazı eklerin tek şekilleri olduğu için bu kurala uymadıkları görülür.
Kuraldışı olan bu ekler: -ken, -ki, -yor, -leyin, -(i)mtrak, -daş, -gil

bek – li – yor ka – çar – ken sa – bah – ki ak – şam – le – yin ye – şi – lim – trak
İ. İ. K. K. K. İ. K. K. İ. K. K. İ. İ. İ. İ. İ. K

mes – lek – taş bak – la – gil
İ. İ. K. K. K. İ.

UYARI:Bu eklerin tek şekilleri olduğu için kurala uyup uymamaları eklendikleri sözcüklere bağlıdır.Örneğin “-yor” eki , içinde kalın ünlü bulunan sözcüklere eklendiğinde kurala uyar.(koşuyor, bakıyor gibi.)

*Tek heceli sözcüklerde büyük unlu uyumu kuralı aranmaz.( yol, süt, gel, bak, al gibi)
*Türkçe olduğu halde zamanla değişen bazı sözcükler de büyük ünlü uyumu kuralına uymaz.
ana …> anne alma …> elma karındaş …> kardeş kangı …> hangi hanı …> hani gibi.

*Birleşik sözcüklerde büyük ünlü uyumu kuralı aranmaz.Birleşik sözcüğü oluşturan sözcükler ayrı ayrı alındığında kurala uyabilir.Her iki sözcüğün birlikte kurala uymaları, sözcükler içindeki ünlülerin birbiriyle uyumuna bağlıdır.

bil – gi sa – yar …….> bilgisayar
İ. İ. K. K. kurala uymaz
kurala uyar kurala uyar

Es – ki şe – hir …….> Eskişehir
İ. İ. İ. İ. kurala uyar
kurala uyar kurala uyar

*Dilimize yabancı dillerden girmiş sözcüklerde büyük ünlü uyumu kuralı aranmaz.

Küçük Ünlü Uyumu (Düzlük- Yuvarlaklık Uyumu):Bir sözcükteki ünlüler düzlük-yuvarlaklık ile darlık-genişlik bakımındanuygundur.Bu uyuma göre:

1. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden biri ( a, e, ı, i ) bulunuyorsa, sonraki hecelerde de düz ünlülerden biri bulunur.

ay – dın – lık – tan ter – lik – ler
düz düz düz düz düz düz düz

2. Bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlü bulunuyorsa(o, ö, u, ü), diğer hecede ya düz geniş(a, eya da dar yuvarlak(u, ü) bulunur.

öy – kü – den
yuvarlak dar-yuvarlak düz-geniş

*Türkçe olduğu halde küçük ünlü uyumu kuralına uymayan bazı sözcükler vardır.Bu sözcükler genellikle “a” düz ünlüsüyle başlayıp, “ü” dar-yuvarlak ünlüsü ile biten sözcüklerdir.

yağmur, çamur, hamur, avlu, havlu gibi.

* Tek heceli sözcüklerde küçük ünlü uyumu aranmaz. (koş, al, kurt, gül vb.)
* ”-yor” eki küçük ünlü uyumuna uymaz. (biliyor, söylüyor..)
*Küçük ünlü uyumu kuralına göre “o” ve “ö” ünlülerisözcüklerin yalnızca ilk hecesinde bulunabilir. “-yor” eki kural dışı olmak üzere, ilk hecesinin dışında “o” ve “ö” ünlüsü bulunan sözcükler Türkçe değildir.(horoz, doktor, konsol, video, otomobil, konsolos, televizyon gibi.)
*Küçük ünlü uyumuna aykırı sözcükler dilimize yabancı dillerden girmiştir.(müzik, komedi, aktör, malum gibi.)

UYARI:Bir sözcükte küçük ünlü uyumu aranırken her hecenin kendinden sonraki heceyle uyumlu olup olmadığınabakılmalıdır.

öğ – ret – men – lik
yuvarlak düz-geniş düz-geniş düz
ünlü ünlü ünlü ünlü

Bu örneğe bakılırken ilk hecedeki “ö” ile son hecedeki “i” ünlüsüne bakarak karar verilirse sözcüğün küçük ünlü uyumuna uymadığı görülür ki bu hata olur.Dikkat edlirse ilk hece 2. ile, 2. hece 3. ile, 3. hece de 4. ile uyumludur.

ÖRNEK:

yö – net – men ……> küçük ünlü uyumuna uyar.
yuvarlak düz-geniş düz geniş

ti – yat – ro …….> küçük ünlü uyumuna uymaz.
düz düz yuvarlak

DİLİMİZDE SES OLAYLARI

1. SES TÜREMESİ
A- Ünlü Türemesi:Sözcüğün kendisinde veya ekinde bulunmayan ünlünün kullanım sırasında ortaya çıkmasıdır.
yap-yalnız ….> yapayalnız bir-cik ….> biricik
sap-sağlam …> sapasağlam genç-cik ..> gencecik
dar-cık ……..>daracık güp-gündüz..>güpegündüz

B- Ünsüz Türemesi:Sözcüğün aslında bulunmayan bir ünsüzün kullanım sırasında ortaya çıkmasıdır.
af-et ….> affet his-et ….> hisset

*Türkçe sözcüklerde iki ünlü yanyana bulunmadığındanbazı alıntı sözcüklerde ünlüler arasında “y” “v” sesleri türemiştir.

fiat ….> fiyat laboratuar ….> laboratuvar

2. KAYNAŞMA:Türkçe sözcüklerde iki ünlü yanyana bulunmaz.Bu nedenle ünlü ile biten bir sözcüğe, ünlü ile başlayan bir ek getirileceği zaman araya ” Y, S, Ş, N ” harflerinden biri girer.
“Y, S, Ş, N ” ünsüzlerine kaynaştırma ünsüzleri denir.

kapı - - ın silgi - - i
kaynaştırma tamlayan kaynaştırma iyelik
ünsüzü eki ünsüzü eki

yedi - ş - er halı - y - a
kaynaştırma yapım eki kaynaştırma hal eki
ünsüzü ünsüzü

3. SES DÜŞMESİ:
A. Ünlü(hece) Düşmesi:İkinci hecesinde dar ünlü bulunduran bazı sözcükler, ünlü ile başlayan bir ek alınca, bu hecedeki ünlü düşer.(Bu düşmenin nedeni, orta hece ünlüsünün vurgusuz olmasıdır.)

karın-ı ….> karnı şehir-e ….> şehre beyin-i ….> beyni oğul-u ….> oğlu

-Bazı sözcükler addan eylem, ya da eylemden ad türetme ekleri alırken, son hecedeki ünlünün düştüğü görülür.

koku-la …> kokla sızı-la …> sızla devir-im …> devrim sıyır-ık …> sıyrık
ayır-ıl …> ayrıl sarı-armak …> sararmak kıvır-ak …> kıvrak

-Bi adla bir yardımcı eylemden oluşan birleşik eylemlerde de ünlü düşmesi görülür.

devir+etmek ….> devretmek hapis+olmak ….> hapsolmak kayıp+olmak ….> kaybolmak

NOT:Özel isimlerde hece düşmesi olmaz.

B. Ünsüz Düşmesi:Küçültme ekleri olan “-cik”, “cek” gibi ekler sonu “k” ile biten bir sözcüğe eklendiğinde “k” ünsüzü düşer.

minik+cik ….> minicik küçük+cük ….> küçücük büyük+cek ….> büyücek

ufak-l ….> ufal alçak-l ….> alçal yüksek-l ….> yüksel

Örneklerde “k” ünsüzünün düştüğü görülür.

UYARI: Bir sözcükte ünsüz düşmesi varsa hece sayısında değişiklik olmaz(hece düşmesi olmaz).Ama ünlü düşmüşse hece sayısı azalır.Çünkü her hecede mutlaka bir ünlü vardır.

C. Ünlü Aşınması:Ünlü ile biten bir sözcük, ünlü ile başlayan başka bir sözcükle birleştiği zaman (Türkçe’de iki ünlü yanyana bulunmadığı için) ünlülerden biri aşınarak düşer.

ne için ….> niçin kahve altı ….> kahvaltı pazar ertesi ….> pazartesi ne asıl …> nasıl

4. SES BENZEŞMESİ:

A. Sert Ünsüzlerin Benzeşmesi:Bir sözcük “ç, f, k, h, p, s, ş, t” sert ünsüzlerinden biri ile biterse ve bu sözcüklere “ c, d, g” ünsüzlerinde biri ile başlayan bir ek gelirse, ekin başındaki “c, d, g ” ünsüzleri “ç, t, k ” ünsüzlerine dönüşür.

kitap-cı ….> kitapçı dolap-da ….> dolapta yapış-gan ….> yapışkan

UYARI:Birleşik sözcüklerde sert ünsüz benzeşmesi aranmaz.

Ak+deniz ….> Akdeniz ilk+bahar ….> ilkbahar

B. Dudak Ünsüzlerinin Benzeşmesi:Dudak ünsüzü olan “b” kendinden önce gelen “n” ünsüzünü “m” ünsüzüne çevirir. Bu durum sözcüğün söylenişini kolaylaştırır.

perşenbe ….> perşembe kanbur ….> kambur çenber ….> çember canbaz ….> cambaz

*Özel isimler ve birleşik isimler bu kurala uymaz. 

İstanbul onbaşı sonbahar Safranbolu binbaşı

5. SERT ÜNSÜZLERİN YUMUŞAMASI(Ünsüz Değişimi):”p, ç, t, k[/color]” ünsüzleri ile biten bir sözcüğe ünlü ile başlayan bir ek geldiğinde bu ünsüzler yumuşayarak “b, c, d, g, ğ” ünsüzlerine dönüşür.

p …> b ç ….> c t ….> d k ….> g, ğ olur.

çorap-ı ….> çorabı topaç-a ….> topaca sokak-ı …. sokağı renk-i ….> rengi kağıt-ı ….> kağıdı

Tek heceli sözcüklerin çoğunda yumuşaa görülmez.( ipi, saça, topu, süte gibi)
* İki ünsüzle biten sözcüklerin çoğunda yumuşama görülmez.(sırtı,üste, kıka, kurta gibi)
*Yabancı sözcüklerin çoğunda yumuşama olmaz.(bank-a, park-a, hürriyet-i gibi)
*Özel isimlerde yazım sırasında yazımsırasında yumuşamaolmaz.( Zonguldak’ı, Serap’a, Mehtap’ın, Tokat’ı gibi)

6. ÜNLÜ DARALMASI: Düz-geniş (e, a) ünlülerden sonra gelen “-yor” eki, bu ünlüleri daraltarak “ı, i, u, ü” ye dönüştürür. Bu durum “y” harfinin daraltıcı etkisi nden doğar.

temizle-yor ….> temizliyor sakla-yor ….> saklıyor sorma-yor ….> sormuyor
bekle-yor ….> bekliyor bakma-yor ….> bakmıyor çözme-yor ….> çözmüyor

*Kaynaştırma ünsüzlerinden olan “y” kendinden önceki geniş ünlüleri yalnızca “de”,
“ye” fiillerinde daraltır.

de – y – en ….> diyen ye – y – erek ….> yiyerek
fiil kökü kaynaştırma yapım eki fiil kökü kaynaştırma yapım eki
ünsüzü ünsüzü

7. ULAMA:Ünsüzle bitenbir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük birbirine bağlanarak okunur.Buna ULAMA denir.

Kadın ağlayarak içeri girdi.
nağlayara kiçeri

NOT:Ulama olacak sözcüklerin arasında herhangi bir noktalama işareti varsa, ya da sözcüklerden biri satır sonuna diğeri satır başına gelmişse ulama olmaz.

Türkler, ulus çıkarlarını herşeyin üstünde tutar.(Virgül ulamayı keser.)

VURGU ve TONLAMA

VURGU:Bir sözcükte bir hecenin, ya da bir cümlede bir sözcüğün diğerlerinden daha kuvvetli söylenmesine vurgu denir.

1. Sözcük Vurgusu:
a) Türkçe sözcüklerde vurgu genellikle son hecede olur.
Ümran bana salon portakal

b) Tek heceli sözcüklerde vurgu olmaz.

c) Bazı sözcüklerde vurgu ilk hecede olur.

Bursa Ankara Erzurum

d) Bazı sözcüklerde vurgu orta hecededir.

İstanbul Edirne ağaçlık karınca

e) Pekiştirilmiş sözcüklerde vurgu ilk hecededir.

bembeyaz masmavi yemyeşil sapsarı

f) Olumsuzluk eki vurguyu kendinden önceki heceye kaydırır.

sordum ….> sormadım
geleceğim ….> gelmeyeceğim

g) Soru eki “mi” vurguyu kendinde önceki sözcüklere kaydırır.

Dinliyor musun? Geldin mi?

h) “ki” ve “de” bağlaçları vurguyu kendinden önceki sözcüklere kaydırır.

Gözleri de görmüyor ki kitabı ters tutmuş.

ı) Sözcükler ek aldıkça vurgu son heceye kayar.

gözlük gözlükçü gözlükçülük gözlükçülükten

2. Cümle Vurgusu:Cümlede anlamı öne çıkarılmak istenen sözcük diğerlerinden daha kuvvetli söylenerek vurgulanır.Yükleme en yakın sözcük vurgulu söylenir.Bu sözcük cümlede öne çıkarılmak istenen sözcük olur.

Babam, dün gece trenle İzmir’den geldi. ( nereden geldiği vurgulanmış)
Babam dün gece İzmir’den trenle geldi. (ne ile geldiği vurgulanmış)
Babam İzmir’den trenle dün gece geldi. (ne zaman geldiği vurgulanmış)
Dün gece İzmir’den trenle babam geldi. (kimin geldiği vurgulanmış)

TONLAMA:Sözcüklere duygu katmak için seslerde yapılan değişikliğe tonlama denir.Tonlama en çok ünlem cümlelerindegörülür.

Eh! Ne yapalım nasip bu kadarmış. (yetinme)
Eh! Ben bunu mu demek istedim şimdi. (hayıflanma)

Soru cümlelerinde tonlama soru anlmı verecek şekilde olur.

Benimle gelir misin Sinan?

Emir cümlelerini sesimize vereceğimiz tonla sertlik, kesinlik, rica veya yumuşaklık katarak söyleriz.

Hemen buraya gel! (sertlik-kesinlik)
Hadi şunu okuyuver.(yumuşaklık-rica)

TÜRKÇE SÖZCÜKLERLE İLGİLİ ÖZELLİKLER 

1. Türkçe sözcüklerde iki ünlü yanyana bulunmaz.Bu tür sözcükler dilimize yabancı dillerden girmiştir.

şair, şiir, aile, faaliyet, saat, maada, kooperatif gibi..

2. İki ünsüz sözcüğün başında yanyana bulunmaz.Bu tür sözcükler yabancıdır. Ancak sözcüğün sonunda iki ünsüz yanyana olabilir.

spor, transit, stadyum, gram gibi.. (Türkçe değil)
rk, kurt, çark, kırk, turp gibi..(Türkçe sözcük)

3. Türkçe sözcüklerin sonunda “b, c, d,g” ünsüzleri bulunmaz.Ancak birbirine benzeyen bazı sözcüklerin karıştırılmaması için bu ünsüzler sözcük sonunda kullanılabilir.

sac (saç sözcüğü ile karıştırmamak için)
haç (haç sözcüğü ile karıştırmamak için)
ad (at sözcüğü ile karıştırmamak için)
od (ot sözcüğü ile karıştırmamak için)

4. Türkçe sözcüklerde ”j” sesi yoktur.Bu sesi taşıyan sözcükler yabancıdır.

jandarma, jilet, jale, buji, oje, ruj gibi..

5. Türkçe sözcüklerin başında “c, ğ, l, m, n, r, v, z” ünsüzleribulunmaz.Bu ünsüzler ses taklidi(yansıma) sözcük olablir.

cızırtı, lak lak, vızıltı, mırıltı, zırıl zırıl gibi…

31 Mart

2012

 

EDEBİYAT BİLGİLERİ  Ders anlatımı

Edebiyatta; duygu, düşünce ve hayallerimizi anlattığımız iki anlatım biçimi vardır.

1. Düz yazı (nesir) 2. Şiir ( nazım)
a) Hayal ürünü olanlar(kurgusal)
b) Düşünce ürünü olanlar

NESİR BİLGİSİ

a) Hayal Ürünü Olanlar: 

1.HİKAYE:
- Hayatın kısa bir bölümünde olmuş ya da olması mümkün olan olayları anlatan yazı türüne denir.
- Serim, düğüm ve çözüm 
bölümleri bulunur.
- Kişilerin hayatı uzun uzun anlatılmaz.
- Hikayelerde bir olay, zaman, yer ve kişiler olur.

Öyküde planlama şu şekilde olur.

SERİM BÖLÜMÜ: Bu bölümde olay, olayın içindeki kişiler belirtilir, tanıtılır.
DÜĞÜM BÖLÜMÜ: Olay ya da olaylar ilginç bir duruma girer, merak başlar, olay sonuçlanır.Fakat nedenleri daha aydınlığa kavuşmamıştır.
ÇÖZÜM BÖLÜMÜ: Bu bölümde merak giderilmeye, olayın nedeni ortaya çıkmaya başlar.Olay çözümlenir.

2. ROMAN:
- İnsanların ya da bir toplumun başından geçmiş veya geçmesi olası olayları uzun olarak anlatan yazı türüdür.
- Anlatılan zaman dilimi daha geniştir.
- Kişiler ve olaylar ayrıntıları ile uzun olarak anlatılır.
- Kişilerin ve olayların öncesi ve sonrası vardır.
- Romanda olay birden fazladır.Roman kahramanı ya daromanın baş kişisi denilen kişi bir tanedir.
- Roman olayı sorun eder, öykü olayın nedenini, niçinini aramaz.
- Roman bir tezi, bir düşünceyi yansıtır.Konusu ahlak, politika, ekonomi, tarih, toplumsal olaylar olabilir.

3. TİYATRO:
- Sahnede oynanmak amacıyla yazılmıştır.Bu yüzden göze hitap eder.(somut)
Trajedi, komedi, dram gibi türleri vardır.

Trajedi:
Hayatın acıklı yönlerini anlatır.Seyircide acıma ve korku uyandırır.Mükemmel ve soylu kişiler yer alır. Bu nedenle dili de seçkin bir dildir.Trajedilerde; aynı olay, aynı mekanda ve bir günlük zamanda geçer. Buna üç birlik kuralı denir.

Komedi:
İnsanların ve toplumun gülünç yönlerini yansıtan, güldürürken düşündüren tiyatro türüdür.Kahramanları sıradan kişilerdir.Dil de ona göredir.Konular genellikle günlük hayattan seçilir.Komediler konularına göre türlere ayrılır.

Karakter Komedisi:İnsan karakterinin gülünç ve aksayan yönlerini gösteren komedi türüdür.
Töre Komedisi:Toplumun gülünç ve aksayan yönlerini ortaya koyan komedi türüdür.
Entrika Komedisi: Herhangi bir derinliği olmayan, şaşırtıcı rastlantılara, beceriksizliklere dayanan ve bu gülünçlükleri gösteren komedi türüdür.

Dram:
Hayatın tüm yönleri ile yansıtıldığı tiyatro çeşididir.(Acıklı, komik tüm yönler)Her türlü olay ya da kişi dramda yer alabilir.

Bazı Tiyatro Bilgileri:

Aktör: Erkek oyuncu.
Aktrist:Kadın oyuncu.
Dekor: Oyunda çevreyi gösteren eşyaların tümü.
Kostüm: Oyuncuların giydikleri giyecekler.
Perde: Tiyatronun bölümlerinden her biri.
Kulis:Sahnenin arka kısmında oyuncuların hazırlandığı bölüm.
Jest: Oyuncunun sahnede yaptığı el, kol ve vücut hareketleri.
Mimik: Oyuncunun yüz hareketleri ile düşüncesini anlatması(kaş, göz, dudak hareketleri)
Makyaj: Oyuncunun oynayacağı role uygun görünüm kazanmasını sağlamak amacıyla yüzünün boyanması.
Adaptasyon: Yabancı dilde yazılmış bir oyunu, yerli yaşama uyarlama.
Rejisör: Tiyatro ve sinemada oyunculara rol verip, oyunu yöneten kişi.
Suflör: Oyuncular sahnede rollerini unuttuklarında, sahne gerisinden(kulis) rollerini ve sözlerini hatırlatan kişi.
Monolog: Bir kişinin tek başına konuşması.
Diyalog: Oyundaki kişilerin karşılıklı konuışmaları.
Dramatizasyon: Bir olayı, düşünce ve durumu canlandırarak anlatma.
Tirat: Bir oyunda bir oyuncunun yaptığı çok uzun konuşma.
Opera: Sözlerinin tümü şarkı şeklinde söylenen dram ve trajedi türüdür.
Operet: Sözlerinin bir kısmı şarkı şeklinde, bir kısmı sözlü olarak söylenen eğlenceli, hafif tiyatro çeşidi.
Melodram: Duygu ve heyecana ağırlık veren dram türüdür.
Pandomim: Jest ve mimiklerle anlatılan sözsüz oyun.
Skeç: Kısa, az kişinin rol aldığı oyun.
Vodvil: Entrikalar ve garip olayların anlatıldığı hafif komeditürü.
Kabare: Günlük yaşamdan seçilen konuların esprili, alaycı şekilde anlatıldığı tiyatro oyunu.
Bale: Müzik eşliğinde dans figürleriyle oynanan tiyatro türüdür.
Feeri: Masallarda bulunan olağanüstü ögelerden faydalanılarak yazılan dram türüdür.

4. MASAL: 
- Nerede, ne zaman geçtiği belli olmayan ve kahramanları olağanüstü kişiler 
olan sözlü edebiyat ürünleridir.Masallarda her ne denli olaylar gerçek dışı; kişiler de olağanüstü ise de amaç, haksızlıkları, kötülükleri yermek; iyiyi, doğruluğu övmek; iyi, doğru kişilerin sonunda haklarını alabileceklerini göstermektir.
- Masallarda kahramanlar, padişahlar, onların çocukları, vezirler, yoksul kişiler, yaşlı analar, küçük çocuklar, periler, gülyabaniler,devler, canavarlar, cadılar, cüceler, parmak çocuk, keloğlan, arılar, kuşlar, kediler, köpekler, ejderhalar vb. dir.
- Söyleyeni belli değildir.
- Sözlü olduğu için zamanla değişime uğrayabilir.
- Başında ve sonunda tekerlemeler olur.
- İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür.Sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler ceza görür.

Masallar; halkın ortak ürünü olan masallar ve yazarı bilinen masallar olmak üzere ikiye ayrılır.

Halk Masalları: Kimin tarafından yaratıldığı bilinmeyen masallardır.
Sanat Masalları: Bir sanatçı tarafından yazılan masallardır.

Masalların üç bölümü vardır.Giriş, gelişme, sonuç.
GİRİŞ: Kalıplaşmış sözlerle başlar.Kahramanlar tanıtıldıktan sonra olaya geçilir.
GELİŞME: Tasarlanan olayların anlatıldığı bölümdür. Masal kahramanının başından geçen olaylar anlatılır.
SONUÇ: İyi niyetli kahramanın, kötü kişilere üstün gelmesiyle sonuca bağlanır.Kötüler yok edilir, iyiler galip gelir.

FABL: Kahramanları insan dışındaki varlıklar, çoğunlukla hayvanlar olan, her hayvanın özelliğinden yararlanarak, açık, etkili biçimde söylenmesinde sakınca görülen bir düşünceyi gizlemek, kişileri eleştirmek ya da insanlara ders vermek için yazılan olay yazılarına “fabl” denir.
Fablın planı şu şekildedir.
GİRİŞ BÖLÜMÜ: Olayın karakterine uygun olan kişiler seçilir.Kişiler hayvan, bitki ya da cansız varlıklardır.
GELİŞME BÖLÜMÜ: Verilmesi istenen derse uygun olan olayın anlatıldığı, gerekli konuşmaların olduğu bölümdür.Okuyanda merak uyandırır.
SONUÇ BÖLÜMÜ: Merak bu bölümde giderilir.
DERS BÖLÜMÜ: Anlatılan olaydan çıkarılan bir ders aktarılır. Ders bölümü bazı fabllerde baş kısımda bulunur.( Kelile ve Dimne eserindeki fabller gibi)

b) Düşünce Ürünü Olanlar: 

MAKALE: Herhangi bir konuda, bir görüşü savunmak, bir düşünceyi ispatlamak için yazılan yazılardır. Genellikle gazete ve dergilerde olur.Bu yazı türünde yazar, fikrini delillerle ispatlamaya çalışır.Türlü belgeler sunar.

FIKRA:Günlük olaylarla ilgili görüşlerin,ispat ve kanıta gerek duyulmadan anlatıdığı yazılardır.Dil, günlük konuşma dilidir.Konunun ayrıntılarına girilmez.Yazarın kişisel düşünceleri dile getirilir.

DENEME:Herhangi bir konu üzerinde kesin sonuçlara varmadan, yazarın kendi kendine konuşur gibi düşüncelerini aktardığı yazı türüdür.

SOHBET(söyleşi):Yazarın kendi duygu ve düşüncelerini, sanki okuyucu karşısında imiş de onunla konuşuyormuş gibi anlattığı yazı türüdür.

GEZİ(seyahatYAZILARI:Gezilip, görülen yerlerin, bu yerlerle ilgili izlenimlerin anlatıldığı yazı türüdür.Bu tür yazılarda gezilen yerlerin iklimi, coğrafyası, insanları, gelenek ve görenekleri yer alır.

ANI(hatıra):Yazarın yaşadığı öneme ışık tutacak, unutulmayan olayların anlatıldığı yazılardır.Anı yazıları olayı bizzat yaşayan kişi tarafından anlatıldığı için oldukça gerçekçidir.Ancak anı yazarlarının yaşadıklarını tarafsız olarak anlatması çok önemlidir.

BİYOGRAFİ(yaşam öyküsü):Herhangi bir alanda ünlü bir kişinin yaşamının anlatıldığı yazı türüdür.Yaşamı anlatılan kişi hakkında yeterli bilgi toplanarak, okuyucuya tarafsız olarak anlatılmalıdır.

OTOBİYOGRAFİ(özyaşam öyküsü):Bir kişinin kendi yaşamını anlattığı yazılardır. Bu yazılarda okuyucuyu yanıltmadan doğru bilgi verilmesi, başarıların gerçeklere dayandırılması önemlidir.

PORTRE: Bir kimsenin tanıtıcı özelliklerini(resim yapar gibi) anlatan yazılara denirEğer bu yazılar kişilerin iç özelliklerini anlatıyorsa ruhsal(tinsel) portredış özelliklerini anlatıyorsa fiziki portre denir.

RÖPORTAJ:Toplumun geniş bir bölümünü ilgilendiren bir konuda gerçeği ortaya koyma amacını taşıyan araştırma, inceleme ve soruşturma yoluyla ortaya konulan yazılardır.Daha çok dergi ve gazetelerde yayımlanır.Yapılan röportaj belge ve resimlerle zenginleştirilir.

ELEŞTİRİ(tenkit):Bir eser ya da kişinin, başarılı ve başarısız yönlerinin anlatıldığı yazılardır.Tarafsızlık ve gerçekçilik bu yazılarda çok önemlidir.Ayrıca olumlu ve olumsuz yönlerin de birlikte yansıtılması gerekir.

GÜNLÜK:Bir kişinin yaşadığı olayları, duygularını günü gününe, tarih belirterek anlattığı yazılardır.
“Günlük” ile “anı” nın farkı; günlükteki bilgilerin yeni ve günü gününe yazılmış olması, “anı” da anlatılan olayların ise geçmişe ait olmasıdır.

MEKTUP:Bir duygu, bir düşünce ya da bir isteğin bildirilmesi amacıyla uzaktaki bir kişiye yazılan yazılardır.Mektuplar yazılan kişi ile olan samimiyete göre yazılır.Hitapla başlar.Tarih ve mektubun yazıldığı yer mektubun sağ üst köşesinde bulunur.
ÖZEL MEKTUPLAR:Aralarında samimiyet ve yakınlık bulunan kişilerin birbirine yazdığı mektuplardır.
İŞ MEKTUPLARI: Kurumlara, özel işyerlerine söz konusu işle ilgili yazılan mektuplardır.
EDEBİ MEKTUPLAR: Sanatçıların, sanatla ilgili konularda görüşlerini açıkladığı mektuplardır.

NOT: Dilekçeler resmi mektuplar içinde yer alır.

NAZIM (MANZUM ANLATIM)

Manzume, dize(mısra)lerden oluşan, ses benzerliğine(uyak) yer verilen, zaman zaman da serbest olarak yazılan, duyguların ön plana çıktığı eserdir.

* Manzumelerde her satıra dize(mısra) denir.
* Dize sonlarındaki ses benzerliğine uyak(kafiye) denir.
* Dizelerdeki hecelerin eşit sayıda ya da dizelerdeki seslerin değerine göre oluşturulmasına ölçü(vezin) denir.

- Dizelerle yazılan, ölçülü ve uyaklı yapılan anlatımlara diyoruz.
- Nazım kullanarak duyguların etkili, kalıcı ve sanat değeri taşıyan manzumelere de şiir diyoruz.
En küçük manzume birimi dize (mısra) dir.
- İki dizeden oluşan birimlere beyit denir.
- Dört dizeden oluşan birimlere de kıta ya da dörtlük denir.

ÖLÇÜ:Şiirde dizelerin hece sayısına veya ses değerine göre uyum içinde olmasıdır.Türk edebiyatında iki çeşit ölçü kullanılmıştır.
1. Hece Ölçüsü
2. Aruz Ölçüsü

Hiçbir ölçünün kullanılmadığı şiirler de vardır.Bu tür şiirlereserbest şiir denir.Serbest şiir edebiyatımızda 20. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

1. HECE ÖLÇÜSÜ:Şiirin mısralarındaki(dize) hece sayısının eşit olmasıdır.En eski ve milli ölçüdür.Yedili, sekizli, onbirli gibi çeşitleri vardır.Bütün mısralardaki hece sayısı eşit olması gerektiğinden, eşitlik bozulduğunda ses düşürülmesi yolu ile hece sayısı eşitlenir.

var mı ola ….> varmola ne eylerim ….> neylerim Karacaoğlan ….> Karacoğlan gibi.

Mısraların belli yerlerinde durulur.Bu yerlere durak denir.

Bir kez gönül / kırdın ise
Bu kıldığın / namaz değil.
Yetmiş iki / millet dahi
Elin yüzün / yumaz değil.

Hece ölçüsü Türk edebiyatının başlangıcından bu yana, halk edebiyatında ve bu edebiyatı benimseyen pek çok şair tarafından kullanılmıştır.

2. ARUZ ÖLÇÜSÜ: Mısralardaki hecelerin uzunluğuna, kısalığına dayanan bir ölçü sistemidir.Aruz ölçüsünde “açık hece” ve ”kapalı hece” kavramları vardır.
AÇIK HECE; sesli harfle biten hecelerdir ( . ile gösterilir.)
KAPALI HECE; sessiz harfle biten hecelerdir.( - ile gösterilir.)
Ayrıca mısra sonlarındaki heceler kapalı ya da açık oluşuna bakılmaksızın kapalı hece sayılır.

Aruz ölçüsünün kaynağı Arap edebiyatıdır.XI. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında da kullanılmaya başlanmıştır.

3. SERBEST ŞİİR:Ölçü ve uyak kurallarına bağlı olmadan yazılan şiirlerdir. Şiirde biçimsel kuralların, yaratıcılığı sınırladığını düşünen şairler bu tarzı tercih etmişler ve yaygınlaşmasını sağlamışlardır.Günümüz şairleri tarafından tercih edilen bir şiir biçimidir.

KAFİYE(uyakTÜRLERİ: Bir şiirde mısra sonlarındaki ses benzerliğine kafiye (uyak) denir.

Yarım Kafiye:Mısra sonlarındaki tek sesin benzerliğidir.

Tıpkı sınıftaki gibi,
Bütün ömrüm boyunca
Yaptığım bir işte
İyi, doğru oldumsa,
Sevincini belli et,
Gülümse!

Yukarıdaki şiirde “a ile a” “e ile e” yarım kafiyedir.

Tam Kafiye:Şiir sonlarındaki iki sesin benzerliğidir.

Bak senin sunduğun bu kutlu zafer,
Yaşlıyı genç etmiş, çirkini güzel.
Bak burda görünen bütün çehreler
Şerefle yükselmiş birer tunç heykel.

Şiirde “er ile er” ve “el ile el” sesleri tam kafiyedir.

Zengin Kafiye:Üç veya daha çok sesin benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

Ortalık açmış uyandım.Dedim artık gideyim,
Önce amma şu fakir ademi memnun edeyim.
Bir de baktım ki; tek onluk bile yokmuş kesede;
Mühürüm boynunu bükmüş duruyor sade.

Tunç Kafiye:Uyağı oluşturan sözcüklerden birinin tamamıyla diğerlerinin içinde bulunmasıyla kurulan kafiyedir.

Gidiyor rastgelmez bir daha tarih eşine.
Gidiyor on yedi milyon kişi takmış peşine. (eşine- peşine tunç kafiye)
Gidiyor izleri üstünde birikmiş yaşlar.
Gidiyor yerde kılıçlarla eğilmiş başlar. (aşlar-aşlar zengin kafiye)

Cinaslı Kafiye:Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları farklı olan kelimelerin mısra sonlarında kullanılmasıyla oluşan kafiyedir.

Niçin kondun a bülbül Bağ bana
Bahçemdeki asmaya? Bahçe sana, bağ bana.
Ben yarimden ayrılmam Değme zincir kâr etmez
Götürseler asmaya. Zülfün teli bağ bana.

Redif:Mısra sonlarında yazılışları ve görevleri aynı olan eklerin veya anlamları aynı olan sözcüklerin tekrarına redif denir.Redifin bulunduğu mısralarda rediften önceki kısımlarda kafiye olabilir.

Yine mektup aldım güyüzlü yardan
Gözletme yolları gediye yazmış.
Sivralan köyünden, bizim diyardan
Dağlar mor menevşe, güdiye yazmış.

Yukarıdaki şiirde “diye yazmış” sözcükleri rediftir.Mavi ve yeşil renkle gösterilmiş olan sesler de kafiyedir.

KAFİYE ÖRGÜSÜ(Uyak Düzeni):Şiirlerde dizeler belli kalıplar halinde kafiye düzeni gösterir.

1. Düz Uyak:

Tutabilmek için onun yerini …………… a
Daha yükseltmeye baş eserini …………… a
Bir anda dirildik on yedi milyon …………… b
Ha Atatürk, Ha Türk! Yoktur ona son. …………… b

Aramıza dağlar girmiş koskoca, …………… a
Benim gönlüm dağlardan daha yüce. …………… a
Sanki her gün bitip, her gece …………… a
Yatağıma yatar yatmaz ordayım. …………… b

Ben sözüne bağlamam bel, …………… a
Pek bivakit koyar engel. …………… a
Hele sabret kırarsın tel. …………… a
Erken olmaz, akşama gel. …………… a

2. Çapraz Kafiye: 1. ile 3. mısranın, 2. ile 4. mısranın kafiyeli olması durumudur.

Bu başak, bu salkım, bu bağ, bu harman …………… a
Bu bizim davarlar, bizim danalar. …………… b
Bu ocak, bu maden, bu dağ bu orman …………… a
Bu yiğit erkekler, yiğit analar. …………… b

3. Sarmal Kafiye:1. mısra ile 4. mısranın, 2. mısra ile 3. mısranın kafiyeli olmasıdır.

Uzanmıştın boylu boyunca güneş düşüncesine, …………… a
Bilirsin aşk havaları insanı sarhoş eder. …………… b
Bir şarkı tutturur insan, ezberler gider. …………… b
Gariptir, inanır böylece, vurulur kendi nağmesine. …………… a

ŞİİR TÜRLERİ

Şiirler işledikleri konulara göre gruplara ayrılır.

LİRİK ŞİİR:Duyguların coşkuyla, içtenlikle dile getirildiği, insanlarda güzellik ve sevgi uyandırmayı amalayan, genel olarak aşk, sevgi, özlem, ayrılık, gurbet konularını işleyen şiir türüdür.Lirik şiirlerde coşku, içtenlik, akıcılık, hüzün olur.

DİDAKTİK ŞİİR:Ders ve bilgi veren, öğretici şiir türüdür.Düşünce ağır basar, bir konunun öğretilmesi amaçlanır.Fabl ve manzum hikayeler bu türe örnek sayılabilir.

PASTORAL ŞİİR:Tabiat, kır ve çoban yaşamını konu edinen şiir türüdür. Tabiat güzellikleri, dağlar, çoban hayatındaki ilgi çekici olaylar işlenir.

EPİK ŞİİR:Kahramanlık, yiğitlik, savaş gibi konuları işleyen şiir türüdür.Tarihi olaylar coşkulu bir anlatımla anlatılır.

SATİRİK ŞİİR:Toplum yaşamındaki aksayan yönlerin, düzensizliklerin, insanların zayıflıklarının güldürücü ögeler katılarak anlatıldığı şiir türüdür.Divan şiirindeki hicivler, halk edebiyatındaki taşlamalar günümüz şiirindeki yergilerbu türe örnektir.Satirik şiirde kişi ve olaylar ince bir dille eleştirilir.

DRAMATİK ŞİİR:Acıklı ve üzüntü veren olayları konu edinen şiir türüdür.

EDEBİ SANATLAR

TEŞBİH:Aralarında ilişki bulunan iki varlıktan, zayıf olanı kuvvetli olana benzetme sanatıdır.

Buz gibi (soğuk), kar gibi (beyaz), zifir gibi (karanlık), limon gibi (ekşi), dut yemiş bülbül gibi(suskun), karınca gibi(çalışkan), ateş gibi (sıcak) vb…

Teşbihin dört ögesi vardır.
1. Benzeyen
2. Kendisine benzetilen
3. Benzetme edatı
4. Benzetme yönü

Bu dört ögenin dördünün de bulunduğu teşbihlere “tam teşbih” denir.

Bu limonata buz gibi soğuk olmuş.
benzeyen benzetilen benzetme benzetme
edatı yönü

Bazı benzetmelerde benzetme edatı ve benzetme yönü olmayabilir.Bu teşbihe “teşbih-i beliğ” (güzel benzetme) denir.

Bu dil ağzımda annemin ak sütüdür.
benzeyen kendisine benzetilen 

KİNAYE:Bir sözü gerçek ve mecaz anlamını birlikte içerecek şekilde, ancak mecaz anlamını kastederek kullanma sanatıdır.

Yaptıklarından hiç mi yüzün kızarmadı?

“Yüzü kızarmak” yüzün gerçekten kırmızı olması ve utanma anlamı olmak üzere iki anlam içerir. Burada mecaz anlamda kullanılarak kinaye yapılmıştır.

MECAZ:Bir sözün gerçek anlamının dışında kullanılmasıdır.

Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?
(Kar yağması burada saçların beyazlaması anlamında kullanılmıştır.)

MECAZ-I MÜRSEL:Benzetme amacı olmaksızın, bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıdır.Diğer adı “ad aktarma” dır. Bir söz başka bir sözün yerine kullnılırken; parça söylenip bütün kastedilir, dış söylenip iç kastedilir, neden söylenip sonuç kastedilir.

“Sobayı yak.” derken yakılacak olan soba değil sobanın içindekilerdir.
“Bütün okul bayrama katıldı.” derken bayrama katılan okul değil okuldaki öğrencilerdir.
“Çatma kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal.” derken (hilal bayrağın parçasıdır.) bayrak kastedilmiştir.

TEZAT: Birbirine karşıt olan iki düşünce, olay, duygu ya da hayali bir anda kullanma sanatıdır.

Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? …..> dizelerinde dost-düşman tezattır.

Gülerim aklıma geldikçe çocukken ağladıklarımız. …..> gülmek-ağlamak sözcükleri tezattır.

TEŞHİS(KİŞİLEŞTİRME):İnsan dışındaki varlıklara canlılık kazandırma sanatıdır.

Acısını çıkarıyor kış günlerinin
O renk renk uçurtmalar.
(Uçurtmaların kış günlerinin acısını çıkarması, insana özgü bir niteliktedir.Burada teşhis yapılmıştır.)

İNTAK(KONUŞTURMA):Konuşma yeteneği olmayan varlıkların konuşturulması sanatıdır.Fabl ve masallarda sıkça görülür.İntak sanatının olduğu yerde teşhis sanatı da vardır.Çünkü konuşan varlık aynı zamanda insanlaştırılmıştır.

Karınca , ağustosböceğine:
- Madem ki saz çaldın bütün yaz
- Şimdi de oyna biraz, dedi.

MÜBALAĞA:Bir olayı olduğundan daha az veya dah çok gösterme , abartma sanatıdır.

Bin kere söyledim bir şeyi abartma diye. (Bin kere söyledimderken abartma vardır.)

SÖZLÜ TÜRLER

SÖYLEV:
Dinleyenleri coşturmak ve belli bir amaca yöneltmek;
onlara bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir ülküyü aşılamak;
önemli açıklamalarda bulunmak için yapılan etkili, coşkulu, duygulu konuşmalara söylev denir.

Söylevde sevgi, sevinç, coşku, hayranlık, istekler, imrenme, ümit gibi tutkular yer alır.
Söylevi veren kişiye “hatip” denir.
Bir söylevde en çok özen gösterilmesi gereken bölüm,sonuç bölümüdür.
İyi bir söylevcide sağlam bir düşünce yapısı olur.Söylevci inandırıcı bir yeteneğe sahip olmalıdır.
Atatürk en iyi söylevcidir.

KONFERANS:
Dinleyici bir topluluğa belli bir konuyu tanıtmak, açıklamak, ispatlamak, öğretmek amacıyla yapılan konuşmalarakonferans denir.
Konferans verecek olan kişi, araştırmalar yapmalıdır.Konferansçı söyleyeceklerini kağıttanokumamalıdır.Söyleşi yapıyormuş gibi konuşmalıdır. Kültürü ve araştırma yönü iyi , giyimi ve konuşması düzgün olmalıdır.

MÜLÂKAT:
Tanınmış bir kişiyle, önemli bir olay, konu ya da bir sorun hakkında konuşmaya, görüşmeye, bu görüşme sonunda yazılan yazıya mülâkat denir. Mülâkat gazete yazısı türlerindendir.
Mülâkat yapacak kişi şu kurallara uymalıdır:
- Buluşmak için karşı tarafa gün ve saat sormak.
- Konu ile ilgili kısa bilgi hazırlamak.
- Buluşma gerçekleştiği zaman kendisini soru soracağı kişiye tanıtıcı sözler hazırlamak.
- Giriş konuşmasını soru soracağı kişide iyi bir etki bırakacak şekilde yapmak.
- Konuyu kısaca özetlemek.
- Sorulacak soruları saptamak.
- Konuşma sonunda izin istemek, ayrılırken söylenecek etkili ve güzel sözler hazırlamak.

Sözcükte Anlam

28 Mart

2012

 

SÖZCÜKTE ANLAM

Sözcük dilin bir anlama sahip ya da cümle kuruluşunda yer alan en küçük parçasıdır.Bütün varlıkların, nesnelerin, kavramların, hareketlerin karşılığı olan bir sözcük vardır.Bunlar bir araya gelerek cümleleri oluşturur.
Bir dilde kullanılan bazı sözcükler zamanla farklı anlamlar kazanabilir, hatta sözcükler çoğalabilir.Bu nedenle sözcüğün anlamının doğru olarak anlaşılabilmesi için, birlikte kullanıldığı diğer sözcük ve ögelere bakılmalıdır.Cümle bütün olarak değerlendirilmelidir.

Örneğin “baş” sözcüğü;
Başım ağrıyor.” cümlesinde insan başı,
Masanın başına oturdu.” cümlesinde masanın ucu,
Havuz başı, mangal başı” derken çevre,
Başı çekmek” derken bir işe ön ayak olmak,
Her işin başı sağlık” derken esas, temel,
Cümle başı, ay başı, yılbaşı” söz gruplarında başlangıç,
Baş etmek” derken üstesinden gelmek, hakim olmakanlamlarına gelir.

Anlamına Göre Sözcükler;
1. Gerçek(temel) Anlam
2. Mecaz Anlam
3. Yan Anlam
4. Terimler
5. Yansımalar olarak gruplanabilir.

Sözcükler Arası Anlam Özellikleri
1. Eş Anlamlı(anlamdaş) Sözcükler
2. Zıt Anlamlı Sözcükler
3. Eşsesli(sesteş) Sözcükler
4. Somut-soyut Anlamlı Sözcükler
5. Genel-Özel Anlamlı Sözcükler
6. Mecaz-ı Mürsel(ad aktarması)
7. Dolaylama
8. İkilemeler
9. Deyimler

ANLAMLARINA GÖRE SÖZCÜKLER

1. Gerçek (temel) Anlam:
Sözcüğün sözlükte yer alan ve herkes tarafından bilinen, aklımıza ilk gelen anlamıdır.

“Yemek yaparken elini yakmış.” cümlesinde “el” vücudumuzun bir organı demek olan gerçek anlamındadır.
“Ben ağlarım, eller güler.” cümlesindeki “el” sözcüğü ise “yabancı, başkası” anlamındadır.

“Bebeğin dilinde pamukçuk denen bir yara çıkmış .”cümlesinde“dil” ve “yara” sözcükleri gerçek anlamda,
Dil yarası geçmez.” cümlesindeki “dil” ve “yara” sözcükleri ise gerçek anlamlarının dışında kullanılmıştır.

2. Mecaz Anlam:
Sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşılmış, daha çok soyut anlam almış haliir.Sözcüğün gerçek anlamı ile mecaz anlamı arasında bir bağlantı yoktur, ancak bir çağrışım veya benzerlik olabilir.

Durgun ve tertemiz bir denize dalmak, insanı rahatlatır.
gerçek anlam

Ders dinlerken dalıp gitti.
mecaz anlam

Magaldaki ateşi söndürdü. Yüreğimin ateşi sönmüyor.
gerçek anlam mecaz anlam

Dört ayrı yol bir kavşağa bağlanıyordu. Bu poblemi çözmenin bir yolu olmalı.
gerçek a. mecaz a.

3. Yan Anlam:
Yaşantımıza durmadan yeni varlık ve kavramlar girer. Biz bunları karşılayacak yeni sözcükler ararız. Ama her gereksinim için yeni sözcük bulmak imkansızdır.Bu nedenle başlangıçta tek bir anlamı olan sözcüklerle ilgi ve benzetme kurarak, sözcüğe yeni bir anlam kazandırır, yeni nesne ya da kavrama bu adı veririz.Bir sözcüğün gerçek anlamına bağlı olarak kazandığı yeni anlama yan anlam denir.

Şu çocuğun burnunu silin.
gerçek a.
Ayakkabının burnunu ne çabuk eskittin.
yan anlam 
Uzaklaşan gemiye kıyıdaki burundan el salladı.
yan anlam

Bardak eğilince çay yere döküldü.
gerçek a.
Eğilip ayakkabılarımı bağladım.
yan anlam
Kralın önünde eğilerek selam verdi.
yan anlam
Türk, kimsenin önünde eğilmez.
yan anlam

Mutfağa girince elindeki paketleri masanın üzerine bıraktı.
gerçek a. gerçek a.
Tatile girince bıyık bıraktı.
yan a. yan a.

Kuşun kanadı kırılmış.
gerçek a.
Bu dertler kolumu kanadımı kırdı.
mecaz anlam
Uçağın kanadı tamir edildi.
yan anlam

4. Terimler:
Bir kelimenin, herhangi bir bilim, sanat, spor, meslek dalı ile ilgili özel ve belirli bir kavramına ya da bir araca ad olarak alınmasıdır.

Dünya ve diğer gezegenler Güneş‘in çevresinde döner. (Fen Bilgisi terimi)
Tamamlanmış cümlenin sonuna nokta konur. (Dilbilgisi terimi)
Bu oyunun senaryosunu bir Fransız yazmış. (Tiyatro terimi)
Yurdumuzun kiyılarında pek çok koy ve körfez vardır. (Coğrafya terimi)
Bu penaltıyı atarsak, gol sayımız 43 olacak.(Futbol terimi)

NOT:Terim olarak bilinen bazı sözcükler, bazen terim anlamının dışında da kullanılabilir.

“Dik açı 90 derecelik açıdır.” cümlesinde “açı” sözcüğü birMatematik terimi iken; “Olayı bu açıdan düşünmemiştim.” cümlesinde “açı” sözcüğü terim değildir.

5. Yansımalar:
Çevremizde birçok canlı ve cansız varlık vardır.Bu varlıklar kendiliğinden ya da bir etki ile ses çıkarır.İşte bu seslerin taklit edilmesiyle oluşturulan sözcüklereyansıma denir.
Yansımalar kök olarak bir anlam taşımaz.(Küt, çat, vız, tıs vb.)Bu köklere yapım eki ekleyerek isim ya da eylem haline getirirsek anlam kazanır.

Bütün gece şakır şakır yağmur yağdı.
Mangaldaki etler cızır cızır pişti.
Dere kenarındaki kurbağalar koro halinde vıraklıyordu.
Çilli tavuğumuz gıdaklayarak civcivlerine tehlikeyi haber verdi.

SÖZCÜKLER ARASI ANLAM ÖZELLİKLERİ

1. Eş Anlamlı(Anlamdaş) Sözcükler:
Yazılış ve okunuşları farklı(sesleri farklı) ama anlamları aynı olan sözcüklerdir.Eş anlamlı olan sözcüklerden biri Türkçe iken diğeri genellikle yabancı kökenlidir.Eş anlamlı sözcükler, yakın anlamlı sözcüklerle karıştırılabilir. Eş anlamlı sözcüklerden birini diğerinin yerine koyduğumuzda cümlenin anlamı değişmiyorsa sözcükler eş anlamlıdır.Ama cümlede anlam daralması oluyorsa veya bu değişim anlatım bozukluğuna yol açıyorsa sözcükler eş anlamlı değil yakın anlamlıdır.

Eş anlamlı sözcüklerden bazılarının kullanım alanları farklıdır.Bu durumda birinin yerine diğerini koyamayız.

Beyaz peynir yerine ak peynir diyemeyeceğimiz gibi..

Bazı sözcüklerin de birden fazla eş anlamı olabilir.

Kişişahıs, fert gibi..

2. Zıt(Karşıt) Anlamlı Sözcükler:
Anlam olarak birbirinin tam tersi olan sözcüklerdir.(taze-bayat, iyi-kötü, gelmek-gitmek, yat-kalk gibi..)Dilimizdeki tüm sözcüklerin zıt anlamı yoktur.Bazı sözcüklerin birden fazla zıt anlamı vardır.

NOT:Sözcüklerin olumlu ve olumsuz halleri zıt anlam sayılmaz.(tuzlu-tuzsuz, gelmek-gelmemek gibi..)

3. Eşsesli(Sesteş) Sözcükler:
Söylenişleri ve yazılışları aynı, ancak anlamları arasında hiç ilgi bulunmayan sözcüklerdir.Sözcükler kök halindeyken eş anlamlı olabileceği gibi, aldıkları yapım ve çekim ekleriyle de eşsesli sözcük haline gelebilir.

Arı bal alacak çiçeği bilir. (Arı:Bal yapan böcek)
Adamın Türkçesi çok arı. (Arı: Saf, katıksız)

Kolunda beni var.
Beni arayan sen miydin?

NOT:Sözcüklerin yan ve mecaz anlamları arasında sesteşlik yoktur.

Bugün sırtım ağrıyor.
gerçek a.

Dağın sırtından taşlar yuvarlandı.
yan anlam

O her zaman başkasının sırtından geçinir.
mecaz anlam

Yazılışları aynı gibi görünmesine rağmen söylenişleri farklı olan bazı sözcükler sesteş değildir.

kâr : kazanç kar: bir yağış şekli
yâr: sevgili yar:uçurum

4. Somut ve Soyut Anlam:
Duyu organlarımızdan biri, birkaçı ya da hepsiyle algılayabildiğimiz varlıklar için kullandığımız sözcüklere somut anlamlı sözcükler denir( bardak, ağaç, taksimasa, ev, ayakkabı hava vb.).Beş dyumuzdan herhangi biri ile algılayamadığımız varlık ya da kavramlar için kullandığımız sözcüklere ise soyut anlamlı sözcükler denir.( rüya, akıl, cesaret, başarı, ahlak, melek vb.)

Bir sözcüğün somut ya da soyut oluşuna cümledeki kullanılışına göre karar veririz. Bazı sözcükler somut oldukları halde mecazlaşarak soyut anlam kazanabilir.

Odada ağır bir parfüm kokusu vardı. Havada aşk kokusu var.
somut anlam soyut anlam

5. Genel ve Özel Anlam:
Varlıkları, nesneleri ve kavramları toplu olarak belirten geniş kapsamlı sözcüklere genel anlamlıkapsamı dar olan sözcüklere de özel anlamlı sözcükler denir.

“Canlı” dediğimizde bu sözcük genel anlamlı olur.Çünkü insanlar, hayvanlar ve bitkiler canlı sözcüğünün kapsamına girer. “menekşe” sözcüğü ise bir bitki türüdür, kapsamı dardır, bu nedenle özel anlamlı bir sözcük olur.

Canlı ….> bitki ….> çiçek ….> menekşe

6. Mecaz-ı Mürsel(Ad Aktarması) :
Herhangi bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden, bir ilgi sebebi ile başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.Günlük konuşmalarda çok kullanılır.

Her çocuk Ömer Seyfettin’i okumalıdır.
(Bu cümlede Ömer Seyfettin derken onun yazdığı eserler anlatılmak istenmiştir.)

Bir minibüse bindiğimizde “Karşıyaka ne kadar?” derken gideceğimiz yerin ücretini sormak isteriz.

Televizyon çöl sıcaklarının geleceğini söyledi.
spiker
Bu durumu Beyaz Saray olumlu buluyor.
A.B.D hükümeti 
Öğretmen gelince sınıf ayağa kalktı.
öğrenciler
Ünlü kalemler imza günü düzenlemişler.
yazarlar

Mecaz-ı mürselde dış söylenerek iç, parça söylenerek bütün anlatılır.

7. Dolaylama:
Bir sözcükle karşılanabilecek bir varlığın ya da kavramın, birden fazla sözcük kullanılarak karşılanmasına dolaylamadenir.

Muhammed Ali’nin hayatı beyaz perdeye aktarıldı.
sinema
Ormanlar kralı yavrularına avlanmayı öğretiyor.
aslan
Rüştü iyi bir file bekçisidir.
kaleci

Yukarıdaki cümlelerde dolaylama örnekleri verilmiştir.Sinema yerine beyaz perde, aslan yerine ormanlar kralı, kaleci yerine file bekçisi sözcükleri kullanılarak dolaylama yapılmıştır.

8. İkilemeler:
Bir cümlede anlatım gücünü arttırmak, anlamı pekiştirmek için aralarında çeşitli anlam ilişkisi bulunan sözcüklerin yanyana kullanılmasıyla oluşmuş söz gruplarıdır.

Aynı sözcüğün tekrarı ile oluşan ikilemeler:
Uslu uslu oturun.
Adam hızlı hızlı yürüdü.
Her işini ağır ağır yapar.
Sıcak sıcak simit vaaar!
Güle güle kullan.

Eş ya da yakın anlamlı sözcüklerle oluşan ikilemeler:
Şu işi doğru dürüst yap.
Yalan yanlış haberlerle bizi oyalıyor.
İftarda fakir fukaranın karnını doyurdu.

Zıt(karşıt) anlamlı sözcüklerle oluşturulan ikilemeler:
Okul günleri acı tatlı halleriyle gözünde canlanıyordu.
Her zamanki gibi ileri geri konuştun.
İyi kötü demeden otur da yemeğini ye.
er geç eve dönecek.

Yansıma sözcüklerin tekrarıyla oluşan ikilemeler:
Bir avuç dolusu çekirdeği çıtır çıtır yedi.
Saat tıkır tıkır çalışıyor.
Ağaçtaki elmalar patır patır döküldü.
Çisil çisil yağmur yağıyor.

Biri anlamlı, diğeri anlamsız sözcüklerden oluşan ikilemeler:
Yine saçma sapan konuşuyor.
Yunus Emre dergaha hiç bir zaman eğri büğrü odun getirmedi.
Adamın eski püskü ayakkabıları ne kadar da kıymetliymiş.

İkisi de anlamsız sözcüklerden oluşan ikilemeler:
Yemekten önce abur cubur şeylerle karnını doyurmamalısın.
Abuk subuk konuştuğu için herkesin canı sıkıldı.

Hal ekleri ile yapılan ikilemeler:
Bu kız yıldan yıla güzelleşiyor.
Tepeden tırnağa siyahlar içindeydi.
Evi baştan aşağı temizlediler.
Mektup baştan sona özlem dolu.

İkinci sözcüğün başına “m” harfi getirilerek yapılan ikilemeler:
Tatil matil anlamam, ders çalışmaya devam edeceksin.
Evde et met kalmamış.

NOT:
- İkilemeler ayrı yazılır, aralarına noktalama işareti konmaz.
- İkilemeler kalıplaşmış sözcük grubudur.Sözcüklerin yerleri değiştirilemez.
(Eğri büğrü yollar yerine büğrü eğri yollar diyemeyiz.)
- İkilemeler bir cümlede çeşitli sözcük türleri olarak yer alabilir.ve özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci olarak kullanılabilir.

İrili ufaklı elmalar ağaçta sallanıyor.
sıfat
Abur cubur yerseniz dengeli beslenemezsiniz.
isim
Çocuklar çığlık çığlığa oynuyorlar.
zarf tümleci

9. Deyimler: 
İki ya da daha fazla sözcüğün anlama zenginlik katmak amacı ile yanyana gelerek oluşturduğu kalıplaşmış söz gruplarıdır. Dilimiz deyim bakımından oldukça zengindir.Deyimler genellikle mecaz anlamlıdır.Deyimlerin belli başlı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz.

Deyimler kısa ve özlü anlatım araçlarıdır.
- Deyimler en az iki sözcükten oluşur.
Deyimler kalıplamış sözlerdir.Sözcüklerin yerleri değiştirilip yerine aynı anlamda başka sözcük koyulamaz.
(Saman altından su yürütmek yerine, suyu saman altından yürütmek diyemeyiz.)
- Deyimlerin çoğunda mecaz anlam vardır.
(Abayı yakmak, dört gözle beklemek, etekleri zil çalmak gibi..)
- Gerçek anlamda kullanılan deyimler de vardır.
(Söz birliği etmek, avaz avaz bağırmak, hem suçlu hem güçlügibi..)
- Bazı deyimlerin anlamları aynı ya da birbirine çok yakındır.
Burnunda tütmek, gözünde tütmek, hasret kalmak gibi.. Ödü patlamak, yüreği ağzına gelmek gibi..)
-Bazı deyimlerin tam karşıt anlamını ifade eden deyimler vardır.
(Suratından düşen bin parça – Yüzünde güller açmak,
Dili tutulmak – dili çözülmek
Göze girmek – gözden düşmek gibi.
- Bazı deyimler iki yargılı ve uyaklıdır.
(Vermemiş mabut, neylesin Mahmut gibi..)
- Bazı deyimler öykücük ya da konuşma biçimindedir.
(Tencere dibin kara. Seninki benden kara
Deveye “Boynun eğri” demişler.”Nerem doğru ki?” demiş gibi..)
- İkilemelerden meydana geen deyimler vardır.
(Apar topar, bölük pörçük, çürük çarık gibi..)

-Deyimlerin oluşum biçimleri farklıdır.
a) Deyimler çoğunlukla mastar halindedir.
(ağzı açık kalmak, karnı zil çalmak gibi..)
b) Cümle halinde olan deyimler vardır.
(Kuş uçmaz kervan geçmez, in cin top oynuyor, ortada fol yok yumurta yok, atı alan Üsküdar’ı geçti gibi.)
c) Tamlama biçiminde olan deyimler vardır.
(yalan dünya, aslan payı, yedi kat yabancı, yetmiş iki milletgibi..)
d) Birleşik sözcük yapısında olan deyimler vardır.
(adamakıllı, delikanlı, soğukkanlı gibi..)

28 Mart

2012

Cümle anlam ve yorumu

CÜMLE

CÜMLE: Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir dileği, bir durumu anlatan söz ya da söz dizisidir.Cümle bir yargı bildirir. Yargı anlamı varsa bazen tek bir sözcük de cümle olabilir.Bir yargının oluşması için en az iki temel ögenin (özne ve yüklem)olması gerekir.

“Gezdim.” bir cümledir.Gezme işi 1. tekil kişi tarafından yapılmıştır. Cümlede yüklem ve özne vardır.

“Bütün gün arabası” şeklinde verilen bir söz dizisi cümle değildir.
Bütün gün arabası ile gezdi.” şeklinde bir yargıya bağlanan söz dizisi bir cümledir.

CÜMLEDE SÖZCÜK SAYISI:
Cümledeki sözcük sayısı anlatan kişinin vermek istediği ayrıntıya göre ve anlatılacak olan duygu, düşünce ve habere göre değişir.

Okudum.
Tatilde okudum.
Tatilde senin verdiğin kitabı okudum.
Senin verdiğin kitabı tatilde zevkle okudum.

Yukarıdaki örneklerin hepsi bir yargıya bağlandığından cümledir.Ancak her cümlede ayrıntı biraz daha fazlalaşmıştır.

YAKIN ANLAMLI CÜMLELER:
Sözcüklerde olduğu gibi cümlelerde de eş, karşıt ve yakın anlamlılık görülebilir.
Birbirine benzeyen duygular içeren cümleler yakın anlamlıdır.Bu cümlelerde hemen hemen aynı konu işlenir.

“Hayat güçlüklerle doludur.” cümlesi ile “Yaşam dikenli bir yoldur.” cümlesi yakın anlamlıdır.
“Yaşamda hangi noktaya geldiğinizi bilmiyorsanız, nereye gideceğinizi de bilemezsiniz.” cümlesi ile “Amaçsız yaşayan insanlar, hedefe ilerlemeyi de bilemezler.” cümlesi yakın anlamlı cümlelerdir.

KARŞIT ANLAMLI CÜMLELER:
Anlam bakımından birbirinin tersi, zıttı olabilecek yargıların söylendiği cümlelerdir.

“Bir yazarın ne anlattığı değil, nasıl anlattığı önemlidir.”cümlesi ile “Bir yazarın ne anlattığı önemlidir, anlatma şeklini nasıl olsa bulur.” cümleleri zıt anlamlıdır.

CÜMLEDE ANLAM İLİŞKİLERİ

Neden-Sonuç İlişkisi:
Bir yargının nedeniyle, gerekçesiyle birlikte verildiği cümlelerde neden-sonuç ilişkisi vardır.Bu tür cümlelere neden-sonuç anlamı, “için, ile, yüzünden, çünkü” gibi sözcükle ya da “-den, -dikçe, -ince” gibi eklerle katılır.

Sen benim dediklerimi önemsemediğindenben de seni önemsemiyorum.
neden sonuç
Karnesinde zayıf notu yok diye seviniyor.
neden sonuç
Kitaplar insanın ufkunu genişlettiği için değerlidir.
neden sonuç

NOT:Cümlelerde neden-sonuç ilişkisi olup olmadığını anlamak için yükleme “neden, niçin” diye sorulur.

Amaç-Sonuç İlişkisi:
Eylemin hangi amaca yönelik olduğunu belirten cümlelerdir.Amaç anlamı çoğunlukla “için” sözcüğü ile katılır.

Seni görebilmek için geldim.
amaç amacıyla sonuç

Alışveriş yapmak için markete gitti.
amaç amacıyla sonuç

NOT:Amaç-sonuç cümlelerini bunlara çok benzeyen neden-sonuç cümleleri ile karıştırmamak gerekir.
Neden-sonuç ilişkisi olan cümlelerde neden” önce gerçekleşir.Bu neden belli bir sonuç doğurur.
Amaç-sonuç cümlelerinde ise amacın” gerçekleşebilmesi için bir yargı belirtilir.

İşe geç kaldığı için öğle arasında çalışmak zorunda kaldı.
neden sonuç
İşe geç kalmamak için acele ediyordu.
amaç sonuç

Koşul-Sonuç İlişkisi:
Gerçekleşmesi bir koşula bağlı olan yargıların dile getirildiği cümlelerdir.Bu tür cümlelerde yargının gerçekleşmesi“-se, -sa” eki ya da “ama, fakat“ gibi bağlaçlarla bir koşula bağlanır.

İstediğimi yaparsansana minnet duyarım.
koşul sonuç
Ders çalışıncakendime daha çok güveniyorum.
koşul sonuç
Geç yatabilirsin ancak yatarken bizi rahatsız etmeyeceksin.
sonuç koşul 

NOT:Koşul cümlelerinde asıl anlatılmak istenen yargı, koşul bölümünde olur.

CÜMLEDE ANLATIM 

DOĞRUDAN ANLATIM:
Başkalarından alınan sözlerin hiç değiştirilmeden olduğu gibi aktarılmasına doğrudan anlatım denir.Bu cümlelerde başkasından alınan söz tırnak içinde verilebilir.

Babam, “Bugün yemeği dışarda yiyelim.” dedi.
Atalar “Ayağını yorganına göre uzat.” demiş.
Akşama mutlaka buluşalım, dedi.

DOLAYLI ANLATIM:
Başkalarından alınan sözlerin kendi anlatımımız içinde değişikliğe uğratılarak aktarılmasına dolaylı anlatımdenir.Dolaylı anlatımlarda cümle şekil bakımından değişikliğe uğrasa da anlam bakımından değişme olmaz.

Babam bugün yemeği dışarda yiyeceğimizi söyledi.
Atalar ayağımızı yorganımıza göre uzatmamızı söylemişler.
Akşama mutlaka buluşmamız gerektiğini ifade etti.

KİNAYELİ ANLATIM:
Bir sözün gerçek anlamıyla kullanılıyormuş gibi yapılıp aslında mecaz anlamının vurgulanmasıdır.
Kinayeli anlatımlarda sözün önce gerçek anlamı düşünülür; aslında söylenmek istenen, sözün mecaz anlamıdır.Atasözlerimiz kinayeli anlatımın en güzel örnekleridir.

Ağaç yaşken eğilir.
Mum dibine ışık vermez.

ATASÖZLERİ:
Söyleyeni belli olmayan, uzun deneyimler sonucu ortaya çıkmış, öğüt anlamını taşıyan özlü sözlerdir.

Atasözlerinin Özellikleri:
1. Kalıplaşmış ve mecazlı anlatımlardır.Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, sözcük eklenemez ya da çıkarılamaz.

Ağacı kurt, insanı dert yer.” yerine “Ağacı böcek, insanı üzüntü yer.” diyemeyiz.

2. Atasözleri genel bir yargı bildirir.Bir cümle halindedir.Bu yönü ile deyimlerden ayrılır.Deyimlerde genel yargı yoktur, genellikle bir eylem bildirir.

ağzını bıçak açmamak” deyimi, “Dedesini kaybettiğinden beriağzını bıçak açmıyor.” cümlesinde anlam kazanmıştır.Cümlede kullanılmayınca bir anlam ifade etmez.
Ateş düştüğü yeri yakar.” sözü ise başlı başına bir cümle olup, genel bir yargı ifade eder.

3. Atasözlerinde genellikle mecaz anlam söz konusudur.Ancak gerçek anlamda kullanılan atasözleri de vardır.

Son pişmanlık fayda etmez. (gerçek anlamlı)
Bugünün işini yarına bırakma. (gerçek anlamlı)

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. (mecaz anlamlı)
Armut dibine düşer. (mecaz anlamlı)

4. Kimi atasözlerinde öğüt anlamı açıktır.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
Bugünün işini yarına bırakma.

5. Kimi atasözleri ise bir olay meydana geldikten sonra yapılan değerlendirmeyi yansıtır.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Acıkmış kudurmuştan beterdir.

ÖZDEYİŞLER:
Ünlü insanların, bilim, devlet adamlarının, halka mal olmuş önderlerin söylediği anlamca zengin sözlerine özdeyiş(vecize) denir.
Özdeyişlerde de atasözlerinde olduğu gibi öğüt anlamı vardır.
Özdeyişleri atasözlerinden ayıran en önemli fark; özdeyişleri söyleyen kişinin belli olmasıdır.

Bana bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum.
Hz. Ali

Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
Atatürk

Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.
Mevlana 

CÜMLEDE ANLAM ZENGİNLİĞİ

1.Karşılaştırma:

İki veya daha çok kavramın çeşitli yönleri ile incelenip, benzer ve farklı yönlerinin ortaya konmasıdır.
Karşılaştırma cümlede “daha, en, ise, kadar..” gibi sözcüklerle sağlanır.

Seni benden daha iyi kimse bilemez. (Sözü söyleyenle başka kişiler karşılaştırılmış.)
Onun yazılı anlatımı sözlü anlatımından daha güzeldir. (Yazılı ve sözlü anlatım karşılaştırılmış.)
Geçen yıl daha başarılı bir öğrenciydi. (Geçen yılki başarı ile bu yılki başarı karşılaştırılmış.)

2. Yakınma(Şikayet) Anlamı:

Yakınma, bir haksızlık veya olumsuz bir durum karşısında duyulan hoşnutsuzluğun anlatımıdır.

Senin bu huylarına bir türlü alışamadım.
Bana ettiklerin yetti artık.
Söz vermeyi biliyor ama bir de sözünü tutmayı öğrense.

3. Öneri(Tavsiye) Anlamı:

Bir kişiye belirli bir konuda tavsiyelerde bulunmayı ifade eden cümlelerdir.Öneri anlamı taşıyan cümlelerde yol gösterme söz konusudur.

Sınava hazırlanmak için bol bol soru çözmelisin.
Yazılı anlatımlarınızda noktalamaya dikkat etmeniz gerekir.
İyice anlayıp dinlemeden karar vermemelisin.

4. Övgü(Beğeni) Anlamı:

Herhangi bir olay, durum, kişi ya da eser karşısında, olumlu duyguların belirtilmesidir.Seçtiğimiz sözcükler beğenimizi, takdir duygularımızı ortaya koymalıdır.

Bayramın anlam ve önemini anlatan konuşmanız gerçekten çok bilgilendirici ve güzeldi.
Olaylara yaklaşımı her zaman yapıcı yöndedir.

5. Yergi Anlamı:

Bir kişi, olay ya da durum hakkında olumsuz görüşlerin dile getirilmesidir.Yergi, övgünün tam tersidir.

Günümüzde üretilen şarkılar ne söz ne de müzik açısından sanat değeri taşıyor.
Yazarın son kitabı o kadar sıkıcıydı ki, kendimi karanlık bir odada hapsolmuş gibi hissettim.

6. Varsayım Anlamı:

Olmamış bir şeyi olmuş gibi kabul ederek, değerlendirme yapmaktır.Cümlede varsayım anlamı “diyelim ki, varsayalım ki, düşünelim ki, kabul edelim ki..” gibi sözcüklerle sağlanır.

Tut ki o seni hiç sevmedi.
Bir an için sınavda tam puan aldığını düşünelim.

7. Olasılık (ihtimal) Anlamı:

Kesin olarak bilgi sahibi olmadığımız bir durum hakkında sezgilerimizi kullanarak tahminde bulunmaktır.

Hava bulutlandı, biraz sonra yağmur bastırabilir.
Sanırım sınavı kazanmış.
Evde yalnız kaldı ama herhalde bir zarar yapmaz.

8. Azımsama-Küçümseme Anlamı:

Azımsama “az görme, yeter görmeme”, küçümseme ise “değer ve önem vermeme, küçük görme” demektir.

Senden daha yüksek bir not bekliyordum. (azımsama)
Bir hafta boyunca sadece elli lira kazanabilmiş. (azımsama)
Mine mi yapacakmış o yemeği, hiç de inandırıcı değil. (küçümseme)

28 Mart

2012

Dil ve dilin çeşitlenmesi

DİL

DİL: Duygu, düşünce ve dileklerimizi anlatmaya yarayan işaretlerin, daha çok ses işaretlerinin hepsine denir.

Dil toplumsal iletişimlerden ortaya çıkmıştır.Evrenin varoluşundan bu yana insanlar, çok çeşitli anlaşma yolları kullanmışlardır.
Örneğin; işaret dili, dans dili, mors dili vb…

Başka bir deyişle, toplumdaki insanların anlaşmalarını, söz ve yazı ile sağlayan işaretler sistemi dildir.İlkel toplumlarda duman ve tamtam bir haberleşme aracı olarak kullanılmıştır.Bizim konumuz ise boğumlu seslere dayanan dildir.

Dil, insanın insanla, ya da insanın doğadaki diğer canlı varlıklarla iletişim kurma ve onlarla haberleşmede, ilkel topluluklardan günümüze kadar süregelen bir sistemdir.

Dil ulusal birliği belirten güçlü bir varlıktır.Her çocuk içinde yaşadığı toplumun dilini, yani anadili kısa sürede öğrenir.Dünyadaki her dil binlerce yıl içersinde yeni boyutlar kazanarak oluşan sosyal bir varlıktır.Toplumlar, ortak duygu ve düşüncelerini bu sosyal varlıkla, dille ifade ederler.

Diller birdenbire bütün yeryüzünde aynı anda ortaya çıkmamış; özellikle ilk insanların yaşadığı bölgelerde görülmüştür.

Düşüncelerimizi ortaya koymada, iç benliğimizi dışa vurmada dil bir aynadır.

Dil, kendimizi karşımızdakilere anlatmanın, karşımızdakini anlamanın bir aracıdır.Bu aracın temel taşı sözcüklerdir.Sözcükler evrende bulunan varlıkların dildeki karşılığıdır.

Dilin doğal özelliklerinden biri seslerden örülü olmasıdır.Her dilde seslerin karşılığı olan işaretler vardır.Bu işaretler sayesinde anlaşma ve haberleşme sağlanır.

Dilin bir önemli özelliği de, canlı ve toplumsal oluşudur.Diller tarihin akışı içerisinde kendilerini konuşan toplumların tarihi, coğrafi, kültürel, sosyal hayatlarındaki değişime paralel olarak sürekli değişim ve gelişim gösterirler.Dildeki bu yapı ses, söz dizimi, yapı ve anlam özelliklerinde görülür.Bu olaylar her dilin kendi kuralları çerçevesinde gerçekleşir.

Dillerin doğuş, gelişme ve yapılış özellikleri … gibi türlü niteliklerini konu edinen; doğru, düzgün kullanış yollarını gösteren bilime DİLBİLGİSİ denir.

Bir başka deyişle, bir dilin seslerini, sözcük yapılarını, sözcük oluşumlarını, soylarını, cümle kuruluşlarını inceleyen bilime dilbilgisi denir.

Türklerin dilbilgisindeki çalışmaları Müslümanlığı kabul ettikten sonra başlamıştır.

Kaşgarlı Mahmut 1072 yılında yazdığı Divan-ü Lügat-it Türk‘de birçok sözcüğün türeyişini kurallara bağlamıştır.Amacı Araplara Türkçe’yi öğretmektir.
Ali Şir Nevai de Mu-hakemet-ül Lügateyn‘de Türkçe’nin Frasça’dan üstünlüğünü kanıtlamıştır.

Dilbilgisi bir dili şu yönlerden inceler.

1. Ses Bilgisi (Fonetik)
2. Şekil Bilgisi (Morfoloji)
3. Türeme Bilgisi (Etimoloji)
4. Anlam Bilgisi (Semantik)
5. Cümle Bilgisi (Sentak)

TÜRKÇE’NİN YAPISI

Türkçe dünyanın en eski ve en zengin dillerinden birisidir.Dilimiz yapısı bakımından bitişken diller sınıfındadır.Bu tür dillerde sözcüklerin kökleri değişmez.
Türkçe URAL-ALTAY dil grubundan, bitişken dillerden, sondan eklemeli diller ailesi içinde yer alır.

Dilimizin yapısını formüle edecek olursak;

KÖK + yapım eki + çekim eki‘ dir

ÖRNEK: göz - lük - çü - lük - ten Y.E= Yapım eki
kök Y.E Y.E Y.E Ç.E Ç.E= Çekim eki

Türkçe’nin bir diğer önemli özelliği de ses uyumudur.Ses uyumu Türkçe’yi diğer dillerden ayıran önemli bir farklılıktır.

KULLANIMINA GÖRE DİLLER

İnsanlar konuşma ve yazma yolu ile anlaştıklarına göre, dller de kullanımına göre değişkenlik gösterir.Günlük yaşantımızda gelişigüzel konuşabilirken, önemli bir toplantıda hazırlık yaparak konuşmak durumunda kalırız.Bu sadece günlük yaşantı için böyle değil; yaşadığımız yöre, aldığımız eğitim ve kültür seviyesine göre de değişkenlik gösterebilir.Buna göre dili;

- Konuşma dili
- Yazı dili
- Kültür dili 
olmak üzere üç gruba ayırırız.

Konuşma Dili:

Dilin konuşurken kullanılan biçimine denir.Yazı dili dışında kalan, günlük iletişimi kurma ve ihtiyaçlarımızı karşılamada kullandığımız dildir.Çok sayıda sözcükle yapılmaz.Hazırlık yapmaya gerek yoktur.Hatalara sıkça rastlanır.

Yazı Dili:

Bir dilin temel kurallarının uygulandığı biçime yazı dili denir.Yazı dili, yazılı anlatımda kullandığımız dildir.Roman, öykü, şiir, tiyatro gibi eserlerin oluşturulmasında bu dil kullanılır.Yazı dili hatasız olarak verilmeye çalışılır.Bu alanda kullanılan sözcük sayısı daha fazladır.Dillerin güç kazanması yazılı anlatım yolu ile olur.İşlerlik bu yolla daha da fazlalaşır.

Kültür Dili:

Kültürel alanda kullandığımız dil, kültür dilidir.Toplumun eğitici kesiminin kullandığı dildir.Kültürel ürünler, kültür dili yolu ile verilir.
Örneğin:Seminerler, konferanslar, söylevler. Ayrıca öğretmenlerin sınıflarda kullandığı dil de kültür dilidir.
Kültür dili özen gösterilmesi gereken bir dildir.Dilin tüm kuralları bu dilde uygulanır.

DİLLERİN ÇEŞİTLENMESİ

ŞİVE:

Yaşanılan bölge, kültür düzeyi, konuşulan yer ve durum, sözcüklerin söylenişinde, cümlelerin kuruluşunda da ayrılıklar gösterir.Bir bilginin konuşmasıyla, sokaktaki bir vatandaşın konuşmasındaki ayrılık buna örnek olabilir.
Şive, bir dilin değişik kültür düzeyine göre gösterdiği farklılığa denir.

AĞIZ:

Kentler, kasabalar hatta köyler arasında da az çok değişik konuşmalara rastlanır.Sözcüklerin söylenişi başkalarınınkine benzemez.Cümle kuruluşlarında da farklılıklar görülür.Bu konuşma ayrılığına AĞIZ denir.
Örneğin:Kayseri, Rize, Edirne … ağzı.

Gahve yap da içelim. (Kayserili)
(k)

Fadime cüzel çızdur. (Rizeli)
(g) (k) (ı)

LEHÇE(DİYALEKT):

Bir dilde, konuşma ve yazmada yerleşmiş önemli ayrılıkların olması durumudur.
Lehçede ağız farklılığı giderek derinleşmiştir.Türkçe çeşitli lehçelere ayrılmıştır.Bizim yazı lahçemiz, Batı Türkçesi’nin Anadolu lehçesidir.

Konuşma ve yazmada görülen bu farklılıklar bölgesel ve tarihsel farklardan ileri gelmektedir.Kökeni aynı olduğu halde Anadolu Türkçesi ile Azerbaycan’da kullanılan Azerî Türkçesi de böyledir.

Anlatım Bozuklukları

26 Mart

2012

ANLATIM BOZUKLUKLARI

Bütün dillerde olduğu gibi Türkçe’de de uyulması gereken kurallar vardır.Günlük konuşmalarımızda ve yazılı anlatım yaparken bu kurallara uyulmazsa dil ve anlatım bozuklukları ortaya çıkar. Sözlü ve yazılı anlatımda, anlatımı bozan ya da belirsiz hale getiren birçok neden vardır. Bunlar; sözcüklerin anlamına uygun kullanılmaması, söz diziminin yanlış olması, gereksiz sözcük kullanılması, öge eksikliği gibi nedenlerdir.Anlatım bozukluklarını incelemeden önce anlatımın ilkelerine bakalım.Bir anlatımda olması gereken ilkeleri şöyle sıralayabiliriz.

ANLATIM İLKELERİ:

1. Yalınlık:Anlatımın gereksiz uzatmalardan, aşırı süslü olmaktan, kapalılıktan uzak olmasıdır.Mecazlı sözlere fazla yer verilmesi yalınlığı engeller.

2. Duruluk:Gereksiz sözcük ya da sözcüklerin bulunmadığı anlatımlardır.Eş anlamlı sözcüklerin aynı cümle içinde kullanılması duruluğu bozar.Bu duruma günlük konuşmalarda çok sık rastlanır.

Bu sorun, mesele bizi epeyce oyaladı.(hatalı)
Burada küçük bir nüans farkı var. (hatalı)

3. Kolay Anlaşılırlık (Açıklık):Anlatımın kolay ve net anlaşılır olmasıdır.Cümlede anlam ikiliği olmamalıdır.Cümlede belirsizlik bulunmamalıdır.Yani cümleler birden çok anlam kapsayacak şekilde kurulmamalıdır.

Kaybolan Ali’nin şemsiyesi bulundu. (Ali mi kayboldu, şemsiye mi? hatalı)
İhtiyar kadına doğru yürüdü. (Belirsizlik var. hatalı)
İhtiyar, kadına doğru yürüdü. (doğru)

ANLATIM BOZUKLUKLARI:

A. Anlamsal Yanlışlar: 
1. Gereksiz Sözcük Kullanımı:Anlatımda gereksiz sözcük ya da ek kullanılmasından oluşur. Bir cümleden bir sözcük çıkarıldığı zaman cümlenin anlamında daralma olmuyorsa o sözcük gereksiz kullanılmıştır.Gereksiz sözcük kullanımı duruluğu bozar.

Bu olay bizi mutlu mesut etti. (Cümlede “mesut” sözcüğü gereksizdir.)
Oya arkadaşlarının kulağına sessizce fısıldadı.(Cümlede“sessizce” sözcüğü gereksizdir.)
Sabah saat 10.30′da buluşmayı kararlaştırdık. (Cümlede“sabah” sözcüğü gereksizdir.)
Yine aynı geldiğim yoldan geri döndüm. (Cümlede ”aynı”sözcüğü gereksizdir.)

Gereksiz ek kullanımına örnekler:
Bu sınavda başarılı olacağımı umut ediyorum. (umuyorum)
Bebek yürümesini yeni öğrendi. (yürümeyi)

2. Yanlış Sözcük Kullanımı: Bir sözcüğün anlamına uygun kullanılmaması anlatımda bozukluğa yol açar.Anlamı birbirine yakın sözcükleri karıştırmamalıyız.

Hükümetin uzun ömürlü olmayacağını savundular. 
(Bu cümlede “savunma” sözcüğü yalış anlamda kullanılmıştır.”Öne sürme” ya da “ileri sürme” olmalıydı.

Kötü ününü yaptıklarına borçludur.
(Bu cümlede “borçlu” sözcüğü yanlş kullanılmıştır. Cümle “Kötü şöhreti yaptıklarından ileri gelmektedir.” şeklinde olmalıydı.)

Bağımıza fidan ektik.(yanlış) Bağımıza fidan diktik.(doğru)
Üstü başı boyalara bezenmişti. (yanlış) Üstü başı boyalara bulanmıştı.(doğru)
Okulun yeni müdürü kendini tanıştırdı.(yanlış) Okulun yeni müdürü kendini tanıttı.(doğru)
Saçlarım çok çabuk büyüyor.(yanlış) Saçlarım çok çabuk uzuyor.(doğru)

3. Çelişen Sözcük Kullanılması:Bir cümlede anlam bakımından birbirine ters düşen sözcüklerin kullanılması, anlatım bozukluğu yaratır.

Onunla ara sıra, hemen her gün görüşürüz.
Eminim başladığı işi şimdiye kadar bitirmiş olmalı.

Yukarıdaki cümlelerde “ara sıra , her gün” ve “eminim, olmalı ” sözcüklerinin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğu yaratmıştır.

4. Söz Dizimi Yanlışlığı(Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması):Sözcükler anlam değerini cümlede kullanıldıkları yere göre kazanır.Bir sözcüğün cümlede olması gerektiği yerde olmaması anlam bulanıklığına yol açar.

Ceketsiz ve kravatsız müdürün yanına girilmez.(yanlış)
Müdürün yanına ceketsiz ve kravatsız girilmez.(doğru)

Çok güneşte kaldığı için hastalandı.(yanlış)
Güneşte çok kaldığı için hastalandı.(doğru)

B. Dilbilgisi Kurallarına Uymamaktan Kaynaklanan Yanlışlar:Herhangi bir ögeyi eksik ya da yanlış kullanmak, yanlış tamlama kurmak, noktalama hatası yapmak anlatım bozukluğu meydana getirir.

1.Öge Eksikliğinden Kaynaklanan Yanlışlar: Cümlede bulunması gereken bir ögenin olmamasıdır.(Özellikle sıralı-bağlı cümlelerde görülür.)
Her eylem ögeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.Nesne alabilen bir eylemle, nesne almayan bir eylemin aynı yükleme bağlanması anlatım bozukluğuna neden olur.

Seni seviyor ve inanıyorum.(hatalı) (Dolaylı tümleç eksikliği ) 
belirtili geçişli geçişsiz (Geçişli eylem ile geçişsiz eylem aynı yükleme bağlanmış.)
nesne eylem eylem
Seni seviyor ve sana inanıyorum.(doğru)

Bu sıkıntılara nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı? (hatalı)(Edat tümleci eksikliği)
D. tümleç yüklem yüklem
Bu sıkıntılara nasıl göğüs gerdi, bunlarla nasıl başa çıktı? (doğru)

Masa örtüsüne yağ damlatmak, dirsekleri dayamak beni kızdırır.(hatalı) (Nesne eksikliği )
Masa örtüsüne yağ damlatmak, masaya dirsekleri dayamak beni kızdırır.(doğru)

Fabrika bekçisinin silahı elinden alındı ve soyuldu.(hatalı)(Özne eksikliği)
Fabrika bekçisinin silahı elinden alındı ve fabrika soyuldu.(doğru)

2. Özne-Yüklem Uyumu:

Tekillik-Çoğulluk Yönünden;

Öznenin insan olması durumunda; özne tekil ise yüklem tekil kullanılır, özne çoğul ise yüklem de çoğul kullanılır.

Sinan Bey spor yapıyor.
özne yüklem
tekil tekil

Öğrenciler sınıfa girdi.(yanlış) Öğrenciler sınıfa girdiler.(doğru) Özne-yüklem uyumu var.

UYARI:
-Cümleye saygı anlamı katmak için bazı durumlarda özne tekil, yüklem çoğul kullanılabilir.

Bakan Bey henüz gelmediler.

-“var, yok” sözcükleri yüklem olduğunda özne çoğul olsa bile yüklem tekil kullanılır.

Evde kimsecikler yok.
Sokakta çocuklar var.

-Çoğul belgisiz sıfatları olan öznelerinin yüklemleri tekil olur.

Kitap fuarını yüzlerce insan ziyaret etti.

Yukarıdaki cümlelerde yüklem çoğul olarak kullanılırsa anlatım bozukluğu olur.

-Öznenin bir organ adı, soyut kavram ya da insan dışında bir varlık olduğu durumlarda yüklem her zaman tekil kullanılır.

Bu tür heyecanlara alışmamış.
O kadar çok gezdik ki; bacaklarım ağrıdı.

Olumluluk- Olumsuzluk Yönünden Özne-Yüklem Uyumu;

Özne olumlu ise yüklem de olumlu, özne olumsuz ise yüklem de olumsuz kullanılmalıdır.Özellikle sıralı cümlelerde biri olumlu, diğeri olumsuz iki cümle ortak bir özneye bağlandığında anlatım bozukluğu olur.

Kimse onu dinlemiyordediklerini anlamiyorgürültü yapıyordu.
olumsuz olumsuz olumlu

Yukarıdaki cümlede ilk iki cümlecik arasında uyum vardır.Ancak 3. cümlecik olumlu olduğu halde aynı yükleme bağlandığı için anlatım bozukluğu olmusştur.(“herkes” sözcüğü 3. cümlenin başına getirilirse anlatım bozukluğu düzelir.)

Kişi Bakımından Özne-Yüklem Uyumu:Özne tek ise ve hangi kişi eki ile kullanılmışsa, yüklem de aynı kişi ekini alır.

Sen, anlatılanları bana iletirsin.
özne ll.tekil kişi 

Ben sizinle gelmiyorum.
özne l. tekil kişi

Özne değişik kişilerden oluşuyorsa;

ÖZNE YÜKLEM
l. tekil + ll. tekil ……….. l. çoğul olur.
l. tekil + lll. tekil ………. l. çoğul olur.
ll. tekil + lll. tekil ………. ll.çoğul olur.
l. tekil + ll. tekil + lll. tekil ……. l çoğul olur.

Yaptıklarına ben de babam da çok şaşırdım. (Özne -yüklem uyumsuzluğu)
özne özne yüklem
1. tekil 3. tekil 

Yaptıklarına ben de babam da çok şaşırdık. (doğru)

Yüklem Yanlışları:Bazı sıralı cümlelerde yüklemin kullanılmaması, ya da uygun olmayan yüklemlerin yanlış kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Sen beni; ben de seni unutmayayım. (Yüklem eksikliği)
Sen beni unutma; ben de seni unutmayayım.(doğru)

Tamlama Yanlışları: Tamlayan eki olan “-ın, -in” in kullanılmaması, ya da tamlamaların yanlış kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Bu işin yapılması. kimseye bir zararı olmaz. (tamlayan eki eksikliği)
Bu işin yapılmasının, kimseye bir zararı olmaz.

Bu yasadan tüm özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacaklar. (tamlama yanlışı)
Bu yasadan tüm özel kuruluşlar ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacaklar.(doğru)

NOKTALAMA YANLIŞLARI:Anlatımın anlaşılır olması için noktalama işaretlerine dikkat edilmelidir.Olması gereken yerde , noktamala işaretinin olmaması ya da hatalı kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Hasta doktora yaklaştı.(Hasta mı doktora yaklaşmış yoksa “hasta doktora” mı yaklaşılmıştır?)
Hasta, doktora yaklaştı. (virgül anlatıma netlik kazandırmıştır)

SÖZCÜKTE YAPI

22 Mart

2012

Sözcük yapısı konu anlatımı

SÖZCÜKTE YAPI

Türkçe, sondan eklemeli bir dil olduğu için, sözcük türetmenin yolu yapım eklerini sözcüklerin sonuna getirmektir.Bir başka yol da sözcüklerin birleştirilmesidir.

Türkçe’de sözcükler yapılarına göre üçe ayrılır.

1. Basit sözcükler
2. Türemiş sözcükler
3. Birleşik sözcükler

Sözcük yapısını iyi anlayabilmek için önce kök ve ek kavramlarını incelemek gerekir.

KÖK

Bir sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan parçalanamayan en küçük parçasına “KÖK” denir.Sözcük kökünde yapım eki bulunmaz.Eğer kök sözcüğe yapım eki getirirsek o sözcük artık “gövde” olur.

Balıklar akvaryumda yüzüyor.

Cümlede balıklar sözcüğü kök halindedir.(Çekim eki olan “-lar” eki almasına rağmen)

*Bir sözcüğün kökünü bulurken eklenmiş tüm ekleri atarız.Geride kalan ve bölünemeyen, anlam ilişkisini yitirmemişen küçük parça KÖKtür.

ÖRNEK:

“balık” sözcüğü köktür.Sözcüğün içinde bulunan ve anlamlı olan “bal” sözcüğü “balık” sözcüğünün kökü değildir.
Aynı şekilde “ağaç” sözcüğünün içinde bulunan “ağ” ve “ağa”sözcükleri de “ağaç” sözcüğünün kökü olamaz.Çünkü aralarında anlam ilişkisi yoktur.

UYARI:Sözcüğün kendisi ile kökü arasında anlam ilişkisi olduğu unutulmamalıdır.

“sevgisizlikten” sözcüğünün kök ve eklerini inceleyelim.

sevgisizlik-ten
sevgisiz-lik
sevgi-siz
sev-gi
sev —> kök (eylem kökü)

Sözcük kökleri ikiye ayrılır.
- İsim(ad) Kökleri
- Eylem(fiil) Kökleri

İsim Kökleri:Bir nesneyi ya da kavramı karşılayan “-mek, -mak” mastar ekini almayan köklerdir.( masa, insan, ev, çiçek, ağaç, radyo, okul, çocuk, kitap vb)

UYARI:Yansıma(doğa taklidi) sözcüklerin kökleri de “ad kök” kabul edilir.

pat - la – mak hor - la – mak
ad kök ad kök

Eylem Kökleri: İş, eylem, hareket, oluş bildiren köklerdir.Eylem kökleri “-mek, -mak” mastar eki alır.(oku(mak), gel(mek), koş(mak) vb.)

*Türkçe’de bazı sözcükler, hem ad hem eylem kökü olarak kullanılır.Bunlara “ortak kök” denir.Bu sözcüklerin ad mı, eylem mi oldukları kullanıldıkları cümlede belli olur.

Bu odada kullanılan su bazlı boyaymış.
isim kök

Bahçe parmaklıklarını boyadı.
eylem kök

Sesteş kök:Yazılışları aynı anlamları ise tamamen farklı sözcük kökleridir.

Bu yıl yaz geç geldi. Bana sık sık yaz e mi?
isim kök eylem kök 

O davranışları ile bana güven vermedi. Ne olur bana güven!
isim kök eylem kök

İlk cümlelerde kullanılan “yaz” sözcüğü anlam ilişkisi taşımadığından sesteş kök“, alt sıradaki cümlelerde “güven” sözcüğü aynı anlamı taşıdığından ”ortak kök” durumundadır.

GÖVDE

Yapım eki alarak yeni bir anlam kazanmış sözcükler, “kök” durumdan çıkarak “gövde” olmuştur. Yani “yapım eki” almış sözcüklere “gövde” denir.

göz…> (isim kökü) göz…> (isim kök)
göz-lük (isim gövdesi) göz-le(mek) (fiil gövdesi)
göz-lük-çü (isim gövdesi) göz-et-le(mek) (fiil gövdesi)

Yukardaki örneklerde isim kökten isim ve eylem gövdesitüretilmiştir. Aynı şekilde fiil kökünden isim gövdesi ve fiil gövdesi de türetilebilir.

yaz(mak)…> eylem(fiil) kökü yaz(mak)…> eylem kökü
yaz-ı-cı (isim gövde) yaz-ıl(mak) (eylem gövde)
yaz-ım (isim gövde yaz-ış(mak) (eylem gövde)
yazgı (isim gövde)

EK

-Sözcüklere eklenerek onların anlamlarını değiştirip yeni sözcükler türeten
-ya da cümle içinde görevlerini belirleyen ses parçacıklarınaEK 
denir.

EKLER
A- YAPIM EKLERİ B- ÇEKİM EKLERİ
1.Addan ad türeten ekler 1.Ad çekim ekleri
2.Eylemden ad türeten ekler -Çoğul eki
3.Eylemden eylem türeten ekler -Ad durum ekleri
4.Addan eylem türeten ekler -İlgi(tamlayan) eki(ilgi zamiri)
-İyelik(tamlanan) ekleri
-İlgi zamiri(aitlik eki)
2.Eylem çekim ekleri
-Kip ekleri
-Kişi ekleri

YAPIM EKLERİ

1.Addan ad türeten ekler 3.Eylemden eylem türeten ekler
-ak: solak, dizek, benek.. -a: ata, tıka, basa..
-ce: Türkçe, irice,ufakça.. -ala: kovala, yakala, itele..
-cek: yavrucak, oyuncak.. -ar: çıkar, kopar,yırtar..
-ci: simitçi, gerici, kiracı.. -dır: yedir, gül-dür, durdur..
-cik: minicik, bademcik.. -ı: kazı, yapı, sürü..
-cil: evcil, insancıl.. -(ı)n: aran, taran, tanın..
-daş: yurttaş, çağdaş.. -(ı)msa:anımsa, gülümse..
-de: gözde(sanatçı), sözde(sebep).. -(ı): tanıt, korkut, uzat..
-den: içten, uzaktan(akraba).. -(i)l: sevil, duyul, anıl..
-(i)r: yedir, ,içir, uçur..
-(i)ş: geliş, bakış, gülüş..
-(i)ştir:atıştır,geçiştir, çalıştır

2.Addan eylem türeten ekler 4.Eylemden ad türeten ekler
-a : yaşa, uza, boşa.. -ak: korkak, yatak, batak..
-(a)l: azal, çoğal, incel -amak: kaçamak, basamak,tutamak..
-ar: yaşar, morar, ağar.. -ce,ca: eğlence, sakınca..
-da: şırılda, patırda.. -ç : inanç, sevinç, övünç..
-et: yönet, gözet, beklet.. -dik: bildik, tanıdık,beklenmedik..
-(ı)msa:azımsa, benimse, küçümse.. -ecek: yiyecek, gelecek, yakacak..
-(i)k: biricik, acık.. -en: gelen, geçen, gülen..
-r : delir, hapşır, çıldır.. -eç: güleç, üşengeç..
-le,la: başla, sula, haşla.. -esi: yıkılası, öpülesi, sevilesi..
-leş,laş:iyileş, fenalaş.. -gan: kırılgan, alıngan, unutkan..
-len,lan:evlen, huylan, filizlen.. -ge: bilge, dalga, süpürge..
-se, sa:susa, garipse.. -gı, gi: çizgi, sevgi, atkı..
-gıç: dalgıç, bilgiç..
-gın: dalgın, yorgun, üzgün, saygın…
-ı, i, u, ü: sıkı, dizi, ölü, koku..
-ıcı: sıkıcı, yanıcı, sürücü,dinleyici..
-(ı)k: yanık, batık, asık..
-im: bilim, sayım, ölüm, doğum..
-inç: basınç, korkunç, ilginç..
-in: ekin, gelin…
-(i)nti: kesinti, söylenti, gezinti…
-r : yazar, okur, çalar(saat)…
-iş, ış: anlayış, görüş, biliş, geliş…
-me, ma: okuma, yazma, derme çatma..
-mek, mak: yemek, içmek, dinlemek…
-mez, maz: görünmez, çıkmaz,açmaz..
-miş, mış: geçmiş, pişmiş..

Yapım Ekleriyle İlgili Açıklamalar

-Bir sözcük birden çok yapım ya da çekim eki alabilir.

odun - cu - luk gör - ün - mez - lik
ad kök Y.E Y.E fiil kök Y.E Y.E Y.E

sınıf lar - ımız dan kaç - mış lar
isim Ç.E Ç.E Ç.E eylem Ç.E Ç.E 

Y.E= yapım eki Ç.E= çekim eki

-Dilimizde yapım ekleri, çekim eklerinden önce gelir.

göz - le m - ler - den
kök Y.E Y.E Ç.E Ç.E

*Az da olsa çekim eklerinin, yapım eklerinden ömce kullanıldığı örnekler de vardır.

Anne - m - siz yapamam.
kök Ç.E Y.E

- Dilimizde bazı ekler kullanıldığı tre göre farklı özellik gösterir. Bu benzer ekler karıştırılmamalıdır.

Geç - miş günler güzeldi. Az önce buradan geç - miş.
fiil kök Y.E fiil kök Ç.E

Gel - ecek de bir gün gel - ecek.
Y.E Ç.E

-Kimi sözcükler türetilirken(yapım eki alırken) ünlü ya da ünsüz kaybına uğrayabilir.

oyun – a – (mak) ….> oyna – (mak) Ünlü düşmesi 

kara - ar (mak) ….> karar – (mak) Ünlü düşmesi

minik - cik ….> minicik Ünsüz düşmesi

-Türkçe sondan eklemeli bir dildir.Tüm ekler sözcüğün sonuna eklenir.Ancak; sıfatlarda pekiştirme yapılırken, “ön ek” sözcüğün başına eklenir.

beyaz ….> bem - beyaz mavi ….> mas - mavi çıplak ….> çır- çıplak

-Herhangi bir yapım ekiyle türetilmiş bir sözcük, kullanıldığı yere göre farklı görevle karşımıza çıkabilir.

ÇEKİM EKLERİ: 

Eklendiği sözcüklere:
- kişi, zaman, çokluk, durum, aitlik gibi anlamlar katan,
- sözcükler arasında anlam ilişkisi kuran,
- yeni sözcük oluşturmayan eklere “çekim ekleri” denir.

AD ÇEKİM EKLERİ:Sadece ad soylu sözcüklere gelen eklerdir. Bunlar;

1.Çoğul eki -ler, -lar:Sözcüklere çoğul anlam kazandırır.(evler, sokaklar, kitaplar, rüyalar vb.) Ancak çoğul eki sözcüğe çoğul anlamı dışında başka anlamlar da kazandırır.

- Sınıflar temizlendi. ( normal çoğul anlam)
- Ayşe ateşler içinde yanıyor. (abartma anlamı)
- Başbakan biraz önce geldiler. (saygı anlamı)
- Küçük hanım makarna sevmezlermiş. (alay etme anlamı)
- Bu millet nice M. Kemaller yetiştirir. (ve benzerleri anlamı)
- Boralar bu akşam erken yatmış. (aile anlamı)

UYARI: -ler eki “gil” yapım eki görevi ile kullanıldığında kesme işareti ile ayrılmaz. (Akşam Mehmetlere gittik.)

2.Hal(durum) ekleri:Cümlede adların durumunu belirleyen,adları eylemlere bağlayan eklerdir.Bu ekler ad soylu sözcüklere, eylemsilere;
- belirtme,
-yönelme-yaklaşma,
- bulunma-kalma,
- uzaklaşma-ayrılma anlamları katar.

Adlar cümlede beş halde kullanılır.
YALIN HAL: (Adların hal eklerinden birini almamış halidir.
Ancak yalın adlar çoğul ve iyelik eki alabilir. (Okulumuz ..> yalın hal okullar …> yalın hal )

İ HALİ:( Belirtme,yükleme hali)Bu ek ses uyumuna göre -i, -ı, -u, -ü olarak eklenir. “-i” hal eki almış sözcükler belirtili nesnegörevinde kullanılır. “Neyi, kimi” sorularına cevap verirler.
UYARI:“-i” hal eki, 3. tekil iyelik eki ile karıştırılmamalıdır.
Ev-uzaktaydı. (Onun evi …> iyelik eki)
Ev-i ucuz sattılar.(Hal eki …> belirtili nesne)

E HALİ:(yönelme hali)Adlara ses uyumuna göre “-e” “-a” olarak eklenir.
Yönelme anlamı dışında başka anlam ilgileri de kurar.

-Durağa zamanında yetiştim. (yer bildiriyor)
-Ödevler yarına kalmasın. ( zaman bildiriyor)
-Bunları sana aldım. (amaç bildiriyor)
-Dün kız kıza sinemaya gittik. (ikileme oluşturuyor)

DE HALİ  (Bulunma-kalma hali)Sözcüklere “-de, -da, -te, -ta” biçiminde eklenir.Yer bildirerek dolaylı tümleç görevinde bulunur.Bazı cümlelerde zaman bildirdiği de olur.

seni evde bekledim. ( yer bildiriyor …> dolaylı tümleç)
Temmuzda sıcaklar kavuracakmış.(zaman bildiriyor)

UYARI:“-de” hal eki çekim eki olmasına rağmen bazen yapım eki olarak görevinde de olabilir.Bazen de ikileme yapar.
Sınıfın en gözde öğrencisi Murat’tır.(yapım eki)
Arada sırada onunla buluşuruz.(ikileme)

DEN HALİ: (ayrılma hali)Sözcüklere ses uyumuna göre “-den, -dan”, sessiz benzeşmesine göre de “-ten, -tan” olarak eklenir.Ayrılma anlamı verir.Ancak neden, sonuç, karşılaştırma gibi anlamlar verdiği de olur.

Evden çıktım, oraya geliyorum. (ayrılma anlamı)
Sütten ağzım yandı. (neden-sonuç anlamı)
Hale senden becerikli. (karşılaştırma anlamı)

UYARI:“-den” hali bir çekim eki olmasına rağmen, yapım eki görevinde kullanıldığı da olur.
Sıradan insan olma. (yapım eki)
Yalandan küsmüş gibi yaptı.(yapım eki)

*“-den” hal eki kimi zaman isim soylu sözcükleri(isim ve zamirleri) birbirine bağlar.

Sabahtan beri seni bekliyorum.
Senden başka kimseyi sevmedim.

*“-den” ekinin bazen tamlayan(ilgi) eki “-in” ve “-ın” yerine kullanıldığı olur.

Adamların biri oldukça yakışıklıydı. (tamlayan eki)
Adamlardan biri oldukça yakışıklıydı.(“-dan” eki “-ın” yerine kullanılmış)

3. İlgi(tamlayan) Eki:(-ın, -in, -un, -ün)Eklendiği sözcüğü kendisinden sonraki sözcüğe bağlayan ektir.İsim soylu sözcüklerin bir özelliğini, ya da onlara ait olan şeyleri bildirir.Bu bakımdan iyelik eki ile karıştırılmamalıdır.

İzmir’in kavakları, benim ailem, fabrikanın müdürü vb.

UYARI:“-in, -ın” tamlayan eki, isimlerle birlikte zamirlere, eylemsilere de eklenerek, onlarla da tamlama yapabilir.

O-nun elbiseleri (zamir ilgi eki almış)
Çalışma-nın yararı (eylemsi ilgi eki almış)
Erken kalkan-ın nasibi çok olur. (eylemsi ilgi eki almış)

*Ancak “-ın, -in” ilgi eki, birinci tekil “ben” ve birinci çoğul “biz” zamirlerine eklendiğinde “-im” biçiminde kullanılır.
Ben-im derslerim Biz-im sorunlarımız

“-ın, -in” eki bazı kullanımlarda, zamirleri edatlara hatta fillere bağlar. 

sen-in kadar, o-nun gibi (edata bağlamış)
siz-in olsun onlar-ın olsun (fiile bağlamış)

4.İyelik (aitlik,tamlanan) Ekleri:İsimlere eklenip onların kime, neye ait olduğunu bildiren eklerdir.İsim tamlamalarında tamlanan durumundaki sözcük iyelik ekini alır.İyelik ekleri üç tekil, üç çoğul kişiye göre çekimlenir.

kardeş-im (benim …> 1. tekil kişi) kardeş-imiz (bizim …> 1. çoğul kişi)
kardeş-in (senin ….> 2. tekil kişi) kardeş-iniz (sizin ….> 2. çoğul kişi)
kardeş-i (onun ….> 3. tekil kişi) kardeş-leri (onların ..> 3. çoğul kişi)

UYARI:3. tekil iyelik ekinin “-i” hali ile karıştırılmaması gerekir.

Cüzdanı kaybolmuş. (Cüzdan birisine aittir.İyelik eki)
özne
Cüzdanı yerden aldı. (Neyi aldı? cüzdanı- belirtme anlamı, “-i” hal eki)
belirtili nesne

*Eylemlere eklenerek onların kim tarafından yapıldığını belirten eklerle(kişi ekleriyle),adların kime-neye ait olduğunu belirten ekler(iyelik ekleri) karıştırılmamalıdır.

sildi-m (kişi eki) aile-m (iyelik eki)
sildi-(kişi eki) aile-(iyelik eki)
sildi-niz (kişi eki) aile-niz (iyelik eki)

ÖRNEK:

Neden saçlar-ın beyazlamış arkadaş? (saçlar birisine ait)
iyelik eki
Okul-un karşı--n-da buluşalım.
ilgi eki iyelik eki

Sen-ben aramadı-m, baba-n aramış.
hal eki kişi eki iyelik eki

Can-ım arkadaş-ım beni ne kadar mutlu etti.
iyelik eki iyelik eki

Yukarıdaki cümlede “canım” sözcüğü sıfat görevindedir.Ancak iyelik eki almıştır.Sıfatlar normalde çekim eki almazancak az da olsa böyle örneklerle karşılaşabiliriz.

5. İlgi Zamiri “-ki”:Aitlik eki olarak da bilinir.Belirtili isim tamlamalarında düşen tamlanan yerine tamlayana eklenir. Bu ek, sıfat yapım eki olan “-ki” ve “ki” bağlacı ile karıştırılmamalıdır.

Onunki ….> onun arkadaşı (zamir)
Benim kitabım bu , seninki hangisi? (zamir)
Yarınki maç ne olur bilmem. (sıfat yapım eki)
Sinan o kızı çok sevmiyor ki… (bağlaç)
O kadar komik ki anlatamam. (bağlaç)

6. Soru Eki (mı, mi):Cümleye soru anlamı katan, hem isim hem de fiil çekim eki olarak kullanılan bir ektir.Kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır.Kendinden sonra gelen ekler soru eki “mı, mi” ye bitişik yazılır.

Soru eki “mi, mı” cümleye soru anlamının dışında şart, zaman, pekiştirme” gibi anlamalar katar.

Bu yıl İstanbula gidecek misiniz? (soru anlamı)
Zil çaldı  sınıfa girin. (zaman anlamı)
Hava temiz mi temiz. (pekiştirme anlamı)
Bütün bunları ben mi söylemişim? (şaşırma anlamı)
Gayret ettin mi başarılamayacak iş yoktur. (şart anlamı)

EYLEM (fiil) ÇEKİM EKLERİ:

Eylem kök ya da gövdelerine eklenen ve eylemlerin anlamlarını değiştirmeyen eklerdir.Eylem çekim ekleri, eylemlerin yapılış zamanını, hangi kişi tarafından yapıldığını bildiren eklerdir.

Önümüzdeki hafta temizlik yap - acak - sınız.
kip eki kişi eki 

Görme - di - n mi olanları?
kip eki kişi eki 

Babamın dediklerini mutlaka yap - malı - y - ım.
kip eki kişi eki

NOT:Kişi ve kip ekleri konusunda daha dEtaylı bilgi edinmek için EYLEM (fiil) konusuna bakınız.

SÖZCÜK YAPISI

Türkçe’de sözcükler yapılarına göre 3 bölümde incelenir.

1. Basit Sözcükler
2. Türemiş Sözcükler
3. Birleşik Sözcükler

BASİT SÖZCÜKLER:Herhangi bir yapım eki almamış,başka sözcüklerle birleşmemiş sözcükler “basit sözcük”olarak adlandırılır.Bu sözcükler çekim eki almış olabilir.Ancakçekim ekleri bilindiği gibi sözcüğün yapısını etkilemez.Basit sözcüklere “ kök sözcük ” de denebilir.

ÖRNEK:

sınıf, sınıf-lar, sınıf-ımız, sınıf-ta, sınıf-a gibi.

uyu, uyu-du, uyu-muş-lar, uyu-y-acak gibi.

“sınıf” ve “uyu” sözcükleri bazı çekim eklerini almış olsa daByapım eki almadıkları için BASİT yapılıdır.

TÜREMİŞ SÖZCÜKLER:Yapım eki akmış sözcüklerdir.Türemiş sözcükler, ad ya da eylem köklerine yapım eklerinin getirilmesiyle oluşmuş yeni sözcüklerdir.

ÖRNEK:Kitap-çı, kömür-lük, gör-, bak-ış, vatan-daş, dürüst-lük, gez-gin, uç-ak gibi.

Türemiş sözcükleri; türemiş adlar(ad soylu sözcükler) vetüremiş eylemler olmak üzere iki kısıma ayırırız.

1. Türemiş Adlar:Ad ya da eylem köklerinden ad yapım ekleriyle türetilirler.

göz-lük, yurt-taş, simit-çi, roman-cı-lık, İngiliz-ce vb sözcükler addan türetilmişlerdir.

say-ım, yan-gın, der-gi, sev-gi-li, yönet-ici gibi sözcükler de eylem(fiil) kökünden türetilmişlerdir.

UYARI:Yansıma (doğa taklidi) kökler “ad kökü” kabul edilir.Yansıma kökünden türemiş olan sözcükler de ad kökünden türemiş kabul edilir.

cızır-tı, şırıl-tı, pat-la-ma, fısıl-tı
ad kökü ad kökü ad kökü ad kökü

2. Türemiş Eylemler: Eylem ya da ad köklerinden “eylem yapım ekiyle” türetilmiş eylemlerdir.

gez-dir-(mek), düş-ür-(mek), sat-ış, gül-dür-(mek) gibi sözcükler eylemden türemiş eylemlerdir.

su-la-(mak), hoş-lan-(mak), mor-ar-(mak), doğru-l-(mak) gibi sözcükler addan türemiş eylemlerdir.

*Ad ya da eylem köklerinden ad yapım eki ile türetilmiş sözcükler sıfat, zarf olabilir.

- göz-cü, dur-gun, tabak-lık (türemiş ad)
- yaz-lık (ev), sat-ılık (arsa), gör-ecek (günler) (türemiş sıfat)
- mert-çe(söyledi), hız-lı (yürüyor), bak-ınca (gördü) (türemiş zarf)

BİRLEŞİK SÖZCÜKLER:Birden çok sözcüğün anlamca ve biçimce birleşip kaynaşmasıyla oluşan kalıplaşmış sözcüklerdir.Birleşik sözcükleri oluşturan sözcüklerin bir ya da her ikisi biren kendi anlamından uzklaşabilir.Oluşan sözcük yeni bir kavramı anlatır.

Türlerine Göre Birleşik Sözcükler:Bu sözcükler;
- Birleşik Adlar
- Birleşik Sıfatlar
- Birleşik Zarflar
- Birleşik Eylemler olmak üzere dörde ayrılır.

Birleşik Adlar:Ad ve sıfat tamlamalarının kalıplaşması, eylemlerin başka sözcüklerle birleşmesi, ses düşmesi gibi nedenlerle oluşur.

ÖRNEK:

-camgöbeği, kadınbudu, yüzbaşı, hanımeli, aslanağzı… ( ad tamlamasından oluşan)
-gecekondu, mirasyedi, bilgisayar, ateşkes, altıpatlar gibi…(ad ve çekimli eylemden oluşan)
-gelgit, biçerdöver, kaptıkaçtı, dedikodu gibi…(iki çekimli eylemden oluşan)
-dalgakıran, günebakan, karakaçan, başbakan gibi…((bir adla, eylemsiden oluşan)
-cuma+ertesi(cumartesi), kahve+altı(kahvaltı) gibi…(ses düşmesi ile oluşan)

UYARI:Birleşik sözcükler oluşurken,sözcüklerden birisi, ya da her ikisi birden gerçek anlamını yitirebilir.

-hanım+eli, deve+tabanı, kaynana+dili ….> sözcüklerin ikisi de gerçek anlamını yitirmiş.
-sigara+böreği, pamuk+helva, rüzgar+gülü …> sözcüklerin biri gerçek anlamını yitirmiş.

Birleşik Sıfat:
a. Anlamca Kaynaşmış Birleşik Sıfat:Birden çok sözcüğün türlü nedenlerle kaynaşıp kalıplaşmsıyla oluşan sıfatlardır.(vurduymaz, açıkgöz, birkaç, hiçbir ...)
b. Kurallı Birleşik Sıfat:Bir sıfat tamlamasına “-li, -lı, -lu, -lü” yapım ekinin getirilmesiyle oluşan sıfatlardır. (mavi gözlü kız, sarı saçlı çocuk, geniş odalı ev...)
* Bir sıfat tamlamasında, sıfatla adın yeri değiştirilip, ada iyelik eki “-ı, -i, -u, -ü” getirilmesiyle de kurallı birleşik sıfat oluşturulabilir.

Büyük salonlu ev ….> salon-büyük ev
Uzun saçlı kız ….> saç-ı uzun kız

3. Birleşik Zarflar(belirteç):Herhangi bir nedenle oluşmuş birleşik sözcükler, cümlede bir eylemi niteleyip, birleşik zarf şeklinde görülebilir.

Ne kadar vurduymaz davrandın!
birleşik zarf eylem

Şu çocukla biraz ilgilenin.
birleşik eylem
zarf

Arkadaşın bugün aradı.
birleşik zarf eylem

*İkilemeler zarf öbeği olabilir.

Hızlı hızlı yürüyelim.
zarf öbeği eylem

UYARI:Birleşik yapılı kullanılan zamir, edat ve bağlaçların sayısı oldukça azdır.
(hiçbirisi, birçoğunuz, birkaçı ….> birleşik zamir)
(halbuki, oysa ki, ya da ….> birleşik bağlaç)

4. Birleşik Eylemler:Birden çok sözcüğün eylem anlamı verecek şekilde birleşmesinden oluşurlar.

a. Yardımcı Eylemle Kurulan Birleşik Eylemler:

ad+yardımcı eylem şeklinde oluşurlar.

Öğretmene yardım ettik.
Bayrak, bağımsızlığı temsil eder.
Sınavı kazandığını duyunca mutlu oldum.
dükkanını başkasına devretti.

UYARI:Yardımcı eylemle kurulan birleşik eylemlerin oluşumunda bir ses düşmesi ya da türemesi oluyorsa bunlar bitişik yazılır.

-emir etmek …> emretmek af etmek …> affetmek, kayıp olmuş …> kaybolmuş gibi..

“etmek” ve “olmak” yardımcı eylemleri her zaman birleşik eylem oluşturmaz.

- Köpeğimizin yavruları olmuş.
- Üzümler bu yıl erken olmuş.
- Gel etme böyle.

b. Anlamca Kaynaşmış Birleşmiş Eylemler:Herhangi bir adla bir eylemin anlamca kaynaşmasından oluşurlar.Bu birleşik eylemlerde sözcüklerden en az biri gerçek anlamını yitirir..Buna en güzel örnek deyimlerimizdir.

- Bu işlere kafa yorma. -Benimle dalga geçmemelisin

c. Kurallı Özel Birleşik Eylemler:Bunlar oluşum ve anlamlarına göre;

-Yeterlik Eylemi
-Tezlik Eylemi
-Süreklilik Eylemi
-Yaklaşma Eylemi 
olarak dörde ayrılır.

Yeterlik Eylemi : Bir eylemle “-e, -a bilmek” yardıcı eyleminin birleşmesiyle oluşur.Bitişik yazılır.

- Ben bu soruyu bilirim. (basit olumlu eylem)
- Ben bu soruyu bilmem. (basit olumsuz eylem)
-Ben bu soruyu bilemem.(birleşik olumlu yeterlik)
-Ben bu soruyu bilemem.(birleşik olumsuz)

-Yağmur yağabilir. (birleşik olumlu olasılık)

Tezlik Eylemi:Bir eylemle “-ı, -i vermek” yardımcı eyleminin birleşmesiyle oluşur.Bitişik yazılır.Bu eylemlerde “tezlik, çabukluk” anlamının yanısıra “rica etme” anlamı da olur.

-Kardeşine su veriver. (birleşik olumlu)
-Kardeşine su vermeyiver. (birleşik olumsuz)
-Denize atlayıverdi.(birleşik olumlu)

Olumsuz anlamlı tezlik eylemlerinde bazen, bir alışkanlığın sona ermesi anlamı vardır.

-Her sabah süt içerken, bugün içmeyiverdi.

Sürerlik Eylemi:Bir eylemle “-a, -e gelmek, kalmak, durmak” yardımcı eylemlerinin birleşmesiyle oluşur.Bunların olumsuzu kullanılmaz.”Bir işin sürüp gitmesi” anlamının yanı sıra bazen de“şaşırma, beklenmezlik” anlamı vardır.

-Arkasından bakakaldım. (sürerlik anlamı)
-Sabaha karşı çıkageldi. (beklenmezlik anlamı)

Yaklaşma Eylemi:Bir eylemle “-a, -e yazmak” yardımc eyleminin birleşmesiyle oluşur.Olumsuzu kullanılmaz.

-Merdivenden düşeyazdı. (neredeyse düşecekti anlamı)
-Kuş soğuk havada donayazdı.(az kalsın donacaktı anlamı)

Yazım kuralları ve noktalama işaretleri

YAZIM (İMLA) KURALLARI

İmlâ bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesidir.İmlâ kurallarını bilmek ve uygulamakimlâ birliği sağlar.

Türkçe’de yazım kuralları üç ana ilkeye dayanır.
1. Ses yazım kurallarıHer sesin ayrı bir harfle gösterilmesi.
2. Köken yazım kuralları:Sözcük köklerinin ve eklerinin yazılışıyla ilgili yazım kurallarıdır.
3. Geleneksel yazım kuralları: Yazılış geleneklerine uygun biçimlerle ilgili yazım kurallarıdır.

BÜYÜK HARFLERİN YAZILIŞI
- Cümle büyük harfle başlar.
Sonunda onu tanınmayacak bir halde buldum.

- Özel isimler cümlenin neresinde olursa olsun, büyük harfle başlar.
Ulusumuzu Mustafa Kemal kurtarmıştır.

- Özel adlardan türetilmiş ad, sıfat ve eylemlerin baş harfleri büyük yazılır.
Ankaralı, Rumelili, Atatürkçü vb.

- Nokta, soru ve ünlem işaretlerinden sonra gelen her cümlenin başında büyük harf kullanılır.
Sabahleyin yorgun uyandim. Ne olduğunu anlayamadım.
Nereden geliyorsun? Marketten geliyorum.
Amma yaptın ha! Garip bir hareket yapmamıştım.

- Yazı başlıklarnın her sözcüğü büyük harfle başlar.
Güzel Türkçemiz Demokrasinin İnsana Kazandırdıkları

NOT:Başlıklarda kullanılan “ile, ki, ve, veya” bağlaçları ve “mi”soru ilgeci küçük harfle yazılır.
Adaletin Bu mu Dünya Leyla ile Mecnun

- Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar.
Atatürk “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” derken bilimin önemini vurguluyordu.

- Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar.
Düldül Kocabaş Tekir vb.

- Mısralar büyük harfle başlar.
Güzel dil Türkçe bize
Başka dil gece bize.

- İki noktadan sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.
Köyün muhtarı sözümü kesti:
Köyümüze yol istiyoruz.

- Belirli bir tarihi gösteren ay ve gün adları büyük harfle başlar.
26 Eylül 1990′da doğmuş.

- Ulusal ve dini bayram adları büyük harfle başlar.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, KurbanBayramı vb.

-Yön adları bir yerin başında, onu belirtir durumda kullanılıyorsa büyük harfle, diğer türlü küçük harfle yazılır.
İç Anadolu Bölgesi

- Dil, din ve mezhep adları büyük harfle başlar.
Türkçe, Arapça, Müslümanlık, Budizm, Katoliklik vb.

- Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar.
Türk, İtalyan, Afgan, Özbek vb.

- Resmi yazılarda hitapların ilk sözcüğü ve yanında bulunan ad cinsinden sözcükler büyük harfle başlar.
Değerli Arkadaşlar, Sevgili Dayıcığım vb.

-Ünvanlar ve lakaplar büyük harfle başlar.
Mareşal Fevzi Çakmak, Doktor Sedat Bey, Öğretmen Aysen Hanım vb.

KÜÇÜK HARFLERİN YAZILIŞI:
- Cümlede bulunan cins adların baş harfleri küçük yazılır.
kalemlik, halı, abajur, elma vb.

- Tarihi belli olmayan ay ve gün adları küçük yazılır.
ekim, aralık, perşembe, pazar vb.

- Cümle içinde amca, dayı, hala, abla, yenge gibi akrabalık bildiren sözcükler küçük harfle yazılır.
Semra yenge, Ümit amca, Ümran halam vb.

- Cümle içinde belirli günler, haftalar ve mevsim adları küçük harfle yazılır.
sonbahar, kış, trafik haftası, hıdrellez vb.

NOT: Bayram niteliği taşıyan özel günlerin adları büyük harfle başlar.
Anneler Günü, Tıp Bayramı vb

BİRLEŞİK SÖZCÜKLERİN YAZIMI:
Birleşik sözcükler bitişik ya da ayrı yazılabilmektedir.

A) Bitişik Yazılan Birleşik Sözcükler:
- Yabancı dillerden Türkçe’ye geçen sözcüklerin “etmek, eylemek, olmak” yardımcı eylemleriyle yaptığı birleşik eylemlerde ses düşmesi ya da ses türemesi olmuşsa, bu tür sözcükler bitişik yazılır.
zan-n-etmek red-d-detmek (ses türemesi)
seyr-etmek emr-etmek kayn-ana n-asıl pazar-tesi (ses düşmesi)

- Birleşirken anlam değişmesine uğrayan (benzetme yapılan) sözcükler bitişik yazılır.
aslanağzı(bitki), kuşburnu(bitki), çobandüdüğü vb.

- Vurgusu son heceye kaymış birleşik sözcükler bitişik yazılır.
babayiğit, boşboğaz, cingöz, elense, günaydın vb.

- Pekiştirmeli sıfatlar bitişik yazılır.
yemyeşil, pespembe, sırılsıklam vb.

- Dilimize Farsça’dan girmiş “hane” sözcüğü ile yapılan birleşik adlar bitişik yazılır.
hastahane(hastane), pastahane(pastane), dershane vb.

B) Ayrı Yazılan Birleşik Sözcükler:

- “etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak” yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik eylemlerde, isim herhangi bir ses düşmesine ve ses türemesine uğramazsa bu tür sözcükler ayrı yazılır.
alay etmek, alt etmek, kabul eylemek, not etmek, yok olmak, yardım etmek vb.

- Birlikte kullanılan sözcükler kendi anlamlarını korumuşsa ayrı yazılır.
hafta sonu, ses bilgisi, odun kömürü, deniz yılanı, ardıç kuşu, buz dolabı, şeker pancarı, kuru kayısı vb.

- İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına hiçbir noktalama işareti konmaz.
gelenek görenek, sağlı sollu, yerli yersiz, ayrı ayrı, ev mev, yavaş yavaş vb.

- Sıfatlarda derece, pekiştirme bildiren “daha” “en” gibi zarflarayrı yazılır.
en güzel, daha zor vb.

SAYILARIN YAZIMI:
Bu konuda herhangi bir kural olmamakla beraber, uygulamalarda bazı yaklaşımlar benimsenmiştir.Buna göre yazılı anlatımda küçük ve fazla yer tutmayan sayılar yazıyla yazılır.
Yirmi dakikaya kadar oradayım.

Edebi metinlerde yazıyla yazılan her sayının sözcüğü ayrı yazılır.
Babam da sizin gibi kırk iki yaşında.

Resmi ve ticari belgelerde sayıların her sözcüğü bitişik yazılır.
Bankadan otuzbeşbin lira çekti.

Rakamlarla yazılan sayılardan sonra gelen ekler kesme işareti ile ayrılır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920de açıldı.

ÖZEL ADLARIN YAZIMI:
- Kişi ad ve soyadları büyük harfle başlar.
Saygın Büyüktüzün, Dilek Görgün vb.

- Tarihi şahıs adlarından önce gelen ünvan ya da lâkaplar büyük harfle başlar.
Dede Korkut, Fatih Sultan Mehmet vb.

- Kişilerin görev ve ünvanlarını bildiren adların baş harfi büyük yazılır.
Müdür Emrah Ekin, Oramiral Çetin Gencer vb.

- Astronomi ve coğrafya ile ilgili gezegen, yıldız, takımyıldızı vb adları büyük harfle başlar.
Dünya ve Jüpiter gezegendir.

- Ülke adları tamlama oluşturursa, bunlardan sonra gelen sözcüklerin baş harfleri büyük olur.
Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri

- İki ya da daha fazla sözcükten oluşan yer adları bitişik yazılır ve baş harfleri büyük olur.
Çanakkale, Kızılırmak, Karadeniz vb.

- Yer adlarından önce gelen yön adlarıyla, aşağı, yukarı, orta, küçük, büyük, iç, yeni, eski vb. sözcükler ayrı yazılır ve büyük harfle başlar.
Güney Kore, Yukarı Ayrancı vb.

- Kurum, kuruluş, ortaklık, dernek, işletme ve birliklerin resmi adlarının her sözcüğü büyük harfle başlar.
Ankara Sanayi Odası, Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye FutbolFederasyonu vb.

YABANCI SÖZCÜKLERİN YAZILIŞI:
Arapça ve Farsça’dan dilimize girmiş birtakım sözcüklerin arasına bi ünlü getirilir.
fikr ….> fikir emr ….> emir
Bu sözcükler Türkçe ek aldıklarında araya getirilen ünlü düşer ve sözcük asıl biçimine döner.

Batı dillerinden dilimize giren ve iki ünsüzle başlayan ya da iki ünsüzle biten sözcüklerde, ünsüzlerin arasına ünlü getirilemez.
tren, lüks, film vb.

İçinde yanyana iki ya da üç ünsüzün yer aldığı yabancı sözcükler de, ünsüzlerin arasına ünlü getirilmeden yazılır.
elektronik, antrenör vb.

Batı dillerinden dilimize giren sözcüklerden bazıları, Türkçe söylendiği gibi yazılır.
endüstri, video, sembol vb.
Bazı sözcükler ise orijinal yazılışlarını korur.fast food, check-up vb.)

YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI:
Arapça, Farsça, Yunanca, Rusça, Latince, Çince ve Japonca özel adlar genellikle Türkçe’de söylendikleri şekilde yazılır.
Hayrettin, Bağdat, Aristo, Konfüçyüs, Yokohama vb.
Bazı özel adlar orijinal yazılışlarını korur. (Bordoux, Sony, La Fontaine vb.)

KÖKLERİN YAZILIŞI:

1. “ile” Sözcüğünün Ek Olarak Yazımı:
Edat(ilgeç) olan “ile” bazı durumlarda ek olarak yazılır. Ünlü ile biten bir sözcüğe “ile” ilgeci eklendiğinde, başında bulunan ”i” ünlüsü “y” ye dönüşerek o sözcük ile birlikte ünlü uyumuna uyar.
baba ile ….> baba-y-la tilki ile ….> tilki-y-le
Sonu ünsüzle biten bir sözcüğe eklendiğinde ise “i” ünlüsü düşer ve bağlandığı sözcükle birlikte büyük ünlü uyumuna uyar.
cam ile ….> camla köpek ile ….> köpekle

2.”-yor” Ekinin Yazılışı:
“-yor” eki ünlü uyumuna uymaz.Eklendiği sözcüğün ünlüleri ince de olsa “-yor” eki değişmez.
gid-i-yor, sev-i-yor vb.

- Eylemin kök ya da gövdesi düz-geniş (a,e) ünlülerinden biri ile bitiyorsa, sonda bulunan düz-geniş ünlü daralır.
..> ı ya da ue ..> ya da ü olur.
sakla ….> saklıyor topla ….> topluyor
bekle ….> bekliyor süsle ….> süslüyor

-Eylemin kök ya da gövdesi -u, -ü ünlüleri ile bitiyorsa, bu sesler değişime uğramaz.
doku ….> dokuyor yürü ….> yürüyor

3.”ken” Ekinin Yazılışı:
Büyük ünlü uyumuna uymayan eklerdendir.Eklendiği sözcükteki ünlülerin ince ya da kalın olmasından etkilenmez.
Kaçar iken ….> kaçarken Söyler iken ….> söylerken

4. “ki” Ekinin Yazılışı:
- Bağlaç olan “ki” ayrı yazılır.İki ayrı cümle ya da ögeleri birbirine bağlar ya da açıklar.Genellikle bulunduğu cümlelere neden-sonuç ilişkisi katar.
Çalışıyor ki kazanıyor.
Yemek yok ki yiyelim.

- Sıfat türetme eki olan “ki” adların sonuna eklenerek onları sıfat yapar ve eklendiği sözcüğe bitişik yazılır.
Dolaptaki elbiseleri naftalinledik.
Damdaki kedilerin sesleri beynimi tırmalıyor.

- İlgi zamiri olan “ki” eklendiği adlara bitişik yazılır.
Kalemini alabilir miyim; benimki evde kalmış.
Çınarın yaprakları sararmış, çamınkiler yemyeşil.

5. “de, da”nın Yazılışı:
- Ad durum eki olan “de” bulunma, yer ve zaman anlamı taşır.Daima bitişik yazılır.
Ben en çok evde rahat ederim.

Ad durum eki olan “de, da”nın, “te, ta” biçimi vardır. (sepette, sokakta)

- Bağlaç olan “de, da” ayrı yazılır.Bu bağlacın “te, ta” biçimi olmaz.
O kitaptan ben de aldım.
Simit de yedik, peynir de.

NOT:“de, da” bağlacı kendisinden önce gelen sözcüğün son ünlüsü ile birlikte ünlü uyumuna uyar.
Ad durum eki olan “de” cümleden çıkarıldığında, cümlenin anlamı bozulur.Bağlaç olan “de” cümleden çıkarılırsa cümlenin anlamında bozulma olmaz. 

DÜZELTME (İnceltme, uzatma) İŞARETİ:(^)
- Yazılışları aynı olan , ancak okunuşları ve anlamları farklı olan yabancı sözcükleri ayırmak için , ünlünün üstüne düzeltme işareti konur.
yar (uçurum) ….> yâr (sevgili)
adet (sayı) ….> âdet (görenek)
hala (babanın kız kardeşi) ….> hâlâ (belirtilen zamana kadar)

- Arapça ve Farsça kökenli sözcüklerde ” g, k, l ” ünsüzlerini ince okutmak için, bu ünsüzlerden sonra gelen ” a, u ” ünsüzlerinin üzerine konur.
ilâve, ahlâk, kâğıt, kâr, felâket dükkân vb.

- Batı dillerinden Türkçe’ye giren sözcüklerde “l” ünsüzünü ince okutmak için“l” den sonraki ünlünün üzerine düzeltme işareti konur.
klasik, plak, lamba vb.

- Yabancı kökenli sözcüklerin sonundaki ünlünün üstüne konulan düzeltme işareti sözcüğe, “onunla ilgili, ona ait”anlamı katar.
millî, siyasî, askerî, medenî vb.

NOKTALAMA İŞARETLERİ

Noktalama işaretleri cümle çeşitlerini göstermek, aynı değerde olan söz gruplarını ayırmak, bazı duraklama noktalarını göstermek için kullanılır.Noktalama işaretlerini kullanırken yapılan iki önemli hata vardır.
- Noktalama işaretlerini yerinde kullanmamak.
- Metni gereksiz noktalama işaretleri ile doldurmak.

NOKTA:

Cümle sonlarına konur.
Onun bilgiçliği herkese alay konusu oldu.

Kısaltmalardan sonra konur.
Prof. , Av. , bkz. , vb. gibi

*Bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz.
TRT, TBMM, TDK gibi.

Sıra sayı sıfatı anlamı vermek için kullanılır.
4. gün, 2. ev gibi.

- Belirli bir günü bildiren tarihlerde ay, gün ve yıl arasınakonur.
17.06.2009, 29.10.1923 gibi.

- Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır.
4.5=20, 3.30=90 gibi.

Madde numaraları ya da harflerinden sonra kullanılır.
1. , 2. , 3. , A. , D. , c. , b. gibi

Saat ve sayı rakamlarının arasına konur.
17.30, 13.15, 5.673.105 gibi.

VİRGÜL:

- Yazıda, cümlede aynı değerdeki sözcük ve sözcük gruplarının arasına konur.
Dedeler, nineler, analar, bacılar cephe gerisinde bir görev üstlenmişti.
Kırmızı elmalar, sulu portakallar, kıvırcık marullar sergilere dizildi.

- Uzun cümlelerde özneden sonra kullanılır.
Öğretmenimiz, bu kadar yoğun bir çalışmanın sonucunda mutlaka başarılı olacağımıza inanıyordu.

Hitap sözcüklerinden sonra kullanılır.
Sevgili Arkadaşlarım,
Değerli Dinleyiciler,

- Cümlelerde özel olarak vurgulanmak istenen sözcüklerden sonra konur.
Kitap okumak herşeyden öncedilimizi iyi kullanmayı öğretir.

- Cümle içinde ara sözleri, ara cümleleri ayırmada kullanılır.
Apartmandaki tüm komşuları ile, bazılarını tanımadığı halde ,bayramlaşmaya gitti.

- Anlam karışıklığına yol açmamak için zamirlerden ve isimleşmiş sıfatlardan sonra kullanılır.
O, ne yapacağını çok iyi bilir.
Küçük, çantayı sırtında taşıyor.

NOT:İkilemeler, tamlamayı oluşturan sözcükler, “ve” “veya”bağlaçlarından önce, sıralamaların sonunda yer alan “vb”kısaltmasından önce virgül kullanılmaz.

NOKTALI VİRGÜL:

Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır.
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

- Cümle içinde virgülle ayrılmış tür ve takımları birbirinden ayırmak için kullanılır.
A kümesinin elemanları erik, kayısı, şeftali; B kümesinin elemanları kalem, kitap, silgi, defterdir.

- Bağlı cümlelerde “fakat, lakin, ama, ve, ancak, çünkü” gibi bağlaçlarla başlayan bağımsız cümlecikleri ayırmak için,bağlaçlardan önce kullanılır.
Onlar benim kıymetimi bir gün anlarlar; ama iş işten geçmiş olur.

İKİ NOKTA:

- Kendisinden sonra örnek verilen veya açıklama yapılan cümlenin sonuna konur.
Namık Kemal’in tiyatro eserleri: Zavallı Çocuk, Vatan yahut Silistre
Kişi zamirleri şunlardırBen, sen, o, biz ,siz, onlar

Tanımı yapılacak sözcüklerden sonra kullanılır.
Sözcük:Konuşma ve yazmada kullanılan, anlamlı ses ya da ses topluluğu.

- Bir cümlede sayısı verilen maddeleri saymak veya birden çok olduğu işaret edilen husuları sıralamak gerektiğinde bu cümlenin sonuna konur.
Belirtme sıfatları dörde ayrılır:
A) İşaret sıfatları
B) Sayı sıfatları
C) Soru sıfatları
D) Belgisiz sıfatlar

- Yazıda konuşmaların başlayacağını gösteren sözcüklerden sonra kullanılır.
Akın bağırarak:
- Çok seviyorum seni, diyordu.

ÜÇ NOKTA:

- Herhangi bir nedenle bitmemiş cümlelerin sonuna konur.
Seni bir yakalarsam 

Alıntılarda atlanmış yerleri göstermek için kullanılır.
Gidin bulutlar gidin
Yârime selam edin.
Yârim uykuda ise
Uykusun haram edin.

- Birtakım örnekler verdikten sonra başkalarının da olduğunu belirtmek için kullanılır.
Mars, Dünya, Uranüs, Satürn  

Kaba sayıldığı veya açıklanmak istenmediği için yazılmayan sözcüklerin yerine kullanılır.
Onu  isimli kişi şikayet etmiş.

Karşılıklı konuşmalarda yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır.
- Neredesin?

SORU İŞARETİ:

Soru bildiren cümlelerden sonra kullanılır.
Hangi ev sizin?

- Bir bilginin kesin olmadığını ya da şüpheyle karşılandığını göstermek için yay ayraç içinde soru işareti kullanılır.
Bu öğrenci üç saat (?koşarmış.

Bilinmeyen tarih, yer, durum için kullanılır.
Doğum tarihi (?)
Karacaoğlan ( 1606? - 1679 )

ÜNLEM İŞARETİ:

Hayret, beğenme, nefret, heyecan, sevinç, acı, korku, şaşma gibi duyguları belirten cümlelerin sonuna konur.
Haydi aslanlarım !
Eyvah !

Seslenme, hitap, uyarı, alay ya da küçümseme bildiren sözlerden sonra parantez içinde kullanılır.
Arkadaşlar !
Bu yıl tatilini Haiti’de (!) geçirecekmiş. (küçümseme)

TIRNAK İŞARETİ:

Başkalarının yazılarından, sözlerinden aktarılan bölümlerin başlarına ve sonlarına konur.
Yunus Emre  Hamdık, piştik, yandık . der.

Özet olarak belirtilmek istenen sözcükler tırnak içine alınır.
Yapılan devrimlerle genç cumhuriyet güçlendirildi.

Kitapların, edebi eserlerin, bilimsel yayınların başlıkları metin içerisinde genellikle tırnak içine alınır.
Ümit Yaşar’ın  Ben Seni Sevdim mi?  şiirini çok severim.

YAY AYRAÇ(parantez)

- Cümle içinde verilen açıklayıcı bilgiler parantez içine alınır.
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) Ege’yi çok iyi anlatır.

- Piyeslerde kişilerin söz dışında nasıl hareket edeceğini bildiren sözler parantez içine alınır.
Ayşe Kadın - ( başını kaldırarak ) Hayır, bunu yapamam.

Alıntı ya da eserin alındığı yazarı belirtmek için kullanılır.
Sevgi sana yakışıyor güzelim,
Tüm insanları sev. ( Ahmet Özkan )

KESME İŞARETİ:

Özel adlara getirilen çekim eklerini ayırmak için kullanılır.
Ümitin, Sivasa, İstanbuldan

Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için kullanılır.
TV‘ ye, TBMM‘ nin, Kg‘ dan

Bir harf ya da ekten sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır.
A‘ dan sonraki şıkka bakalım.
Türkçe’de -seyle yapılan yeni sözcükler vardır.

UZUN ÇİZGİ:

- Yazıda konuşmaları göstermek için kullanılır.
_ Beni dinliyor musun?
_ Evet, kulağım sende.

KISA ÇİZGİ:

-Satıra sığmayan sözcükler bölünürken satır sonuna konur.
Sizi çok iyi tanırım, be-
ni kandıramazsınız.

Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır.
Ağzına geleni söyler, - kırıcı mı değil mi - hiç düşünmez.

- Dilbigisinde kökleri ve ekleri ayırmak için kullanılır.
Kitap - çı - lık

- Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır.
427 - 5 = 422

- Sözcükleri hecelere ayırmada kullanılır.
sev - da - lan - dık

Sayıları ve kavramlar arasındaki bağı belirtmek için kullanılır.
İzmir - Manisa karayolunda tamir çalışması var.
2008 - 2009 öğretim yılını bitirdik.

Adres yazarken semt şehir arasına konur.
Bornova - İzmir Bakırköy - İstanbul